31 Mart 2009 Salı

Julio Cesar vs Buffon

Serkan Şahin


Serkan Şahin henüz 20 yaşında bir oyuncu. Basel takımında Şubat ayı içinde sağ kanat sıkıntısında şans buldu ve 3 maçta forma giydi. Bu dönemde milli takım yetkililerinin de dikkatini çekti ve 40 civarı oyuncunun çağrıldığı 2 Ukrayna hazırlık maçları için kadroya davet edildi ve 2 maçta birden oynayarak U-21 milli oldu. Bundan sonra bu akşam İrlanda Cumhuriyeti ile deplasmanda oynayacağımız 2011 Avrupa U-21 Şampiyonası eleme maçı için de Ümit milli takım kadrosuna davet edildi.

Ancak onun başka planları vardı. Kendisini daha önce keşfeden ülkenin Türkiye olmasına rağmen Serkan Şahin İsviçre ümit milli takımını tercih etti ve milli takım kampına katılmadı. Milli takım yetkilileri telefonlarını da açmadığından kendisine ulaşamadıklarını belirtmişler.

U-17'ler Avrupa Şampiyonası'nda

Adana'da oynana Elit Tur maçlarına pek iyi başlayamamıştık. Galler ve Finlandiya beraberliklerinden sonra bugünkü Finlandiya maçını 1 farktan fazla kazanıp, Romanya'nın şansını kaybetmiş Galler karşısında puan kaybetmesini beklememiz gerekiyordu ve bu senaryo gerçekleşti. 2-0'lık Finlandiya galibiyetiyle grubu 5 puanla lider bitirip gelecek ay Almanya'da oynanacak olan 8 takımlı Avrupa Şampiyonası finallerine gitmeye hak kazandı U-17 milli takımımız.

Daha önce yazmıştım, Gökhan Töre ve Muhammet Demir gibi 2 büyük yetenek vardı bu kuşakta. Muhammet sakatlığı nedeniyle bu turnuvayı kaçırdı ama finallere yetişme ihtimali var. Gökhan Töre 3 maçta da parlamış ve neden Chelsea'ye transfer olduğunu herkese göstermiş. Bunun dışında Trabzonspor'lu Hasan Ahmet Sarı da Muhammet'in gölgesinde kalsa da çok önemli bir golcü olduğunu gösterdi attığı 2 goller. 31 maçta 24 gole ulaşarak milli takımlarda Muhammet'in bir gol önüne geçti bu 2 golle. Defansta takım kaptanı Beşiktaş'lı Furkan Şeker ve sol bek Schalke'li Nurettin Kayaoğlu diğer dikkat çeken isimler olmuş. Milli takımımız adına hayal kırıklıkları ise Beşiktaş'lı ön liberomuz Orhan Gülle ve PSV'li 10 numaramız Engin Bekdemir olmuş.

Bu arada bugün sahaya çıkan ilk 11imizdeki 6 ismin yurtdışında oynadığını belirtmek lazım. West Ham'lı kaleci Deniz Mehmet, Schalke'li Nurettin Kayaoğlu, Milwall'lı Kamil Ahmet Çörekçi, Chelsea'li Gökhan Töre, St.Pauli'li Deniz Herber ve PSV'li Engin Bekdemir.

6-18 Mayıs arasında Almanya'da oynanacak finallerde Türkiye, Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere, Fransa, İspanya mücadele edecek. 8.takım ise ben bu satırları yazarken belli oluyor. İsviçre ya da Yunanistan'dan birisi olacak 8.takım ve ilk yarı skorlarına göre İsviçre daha avantajlı. Final turnuvasında maçlar Eurosport'tan yayınlanacak.

Dönüş

Hayatın kısa olduğunu anlamamıza neden olacak gelişmeler yaşandı geçen hafta. En yakın arkadaşlarımdan, kardeşim diyebileceğim bir arkadaşımın annesi vefat etti. Dolayısıyla 1 haftaya yakındır boş kaldı blog, tekrardan canlandıracağız.

28 Mart 2009 Cumartesi

Haydi Haydi


Spain: Casillas; Sergio Ramos, Raul Albiol, Marchena, Capdevila; Xavi, Senna, Xabi Alonso, Cazorla; Torres, Villa

Turkey: Demirel; Gokhan Gonul, Emre Asik, Hakan Balta, Ibrahim Uzulmez; Tuncay Sanli, Aurelio, Emre, Arda Turan; Nihat, Semih Senturk

25 Mart 2009 Çarşamba

Impossible Is Nothing


İspanya milli takımı yeni forması. İmkansız yoktur demiş Adidas ve olabilecek en iğrenç formayı yapmak için kendini zorlamış, uğursuz da gelir inşallah. Amansız olma zamanı bizimkiler için. Adidas'ın dediği gibi " Imposibble is nothing".

Kobe vs Aston Martin


Kobe'nin yeni ayakkabısının tanıtımı için çekilmiş reklam filmi. Hasta herif.

23 Mart 2009 Pazartesi

Lincoln vs Korkmaz


Öncelikle Lincoln'den başlayalım. Lincoln'un bugün içinde bulunduğu duruma zerre kadar üzülmüyorum, hatta memnun olduğumu bile söyleyebilirim. Bu Galatasaraylı olmamamdan kaynaklanmıyor. Aynı durumda Alex ya da Delgado olsa ikisi için de gerçekten üzülürdüm ama Lincoln saha içinde yaptığı sahtekarlıklar, karakteri, takım arkadaşları dahil tüm meslektaşlarına karşı saygısızlıkları ( Hacettepe maçında yaptıklarından bahsetmiyorum, o işin estetik tarafı bence ) ile bugünkü duruma gelmeyi haketti. Takım arkadaşları sıcak güneşin altında sezonu açarken Brezilya'da gününü gün eden bir adama reva dün akşam gördüğü tepki.

Gelelim olayın diğer açısına, böyle bir oyuncun varsa ve bu adam iyi oynadığı zaman sana maç kazandıyorsa onunla ilişkini hoş tutmalısın. Evet, Hamburg'da oyundan çıkarken saygısızlık yaptı Lincoln. Ama ne Galatasaray formasına ne de taraftarına yaptı, teknik direktörüne yaptı. Bülent Korkmaz'ın yerinde tecrübeli bir teknik direktör olsa, belli bir kariyere sahip kendine güvenen bir hoca o hareketi kişisel almaz, maç sonunda Lincoln'un omzuna elini koyup, yaptığı haklı değişikliği anlatıp olayı orada çözerdi. Ancak Bülent aksine bunu kişisel olarak aldı ve muhtemelen daha önceden önyargılı olduğu Brezilyalı'yı bir çırpıda sildi.

Bülent Korkmaz Galatasaray'a gelmeden önce muhtemelen eski takım arkadaşları Hasan Şas, Ümit Karan gibi isimlerle telefonla ya da günlük hayatta görüşüyordur ve onların da Lincoln'den olan memnuniyetsizliklerini ( burada başa dönersek, siz sezon başı kamp yaparken yan gelip yatan ve çoğu antremana sakatım diye çıkmayan oyuncudan memnun olmalarını beklemiyorum zaten ) dost sohbetlerinde öğrenmiştir ve göreve geldiğinde Lincoln'e karşı önyargılı olarak geldiğini düşünüyorum, dolayısıyla Lincoln'ü Trabzon'da kulübeye mahkum etti, Hamburg maçında da Brezilyalı kendi karakterine yakışan şekilde sahada olmasını protesto etti ve oynamadı, sonuçta bugünkü noktaya gelindi.

Galatasaray için acı olan bugün Lincoln ve Bülent Korkmaz diye ikiye bölünen taraftardır. Çünkü ne Lincoln bu kadar sevgiyi hakedecek karakterde bir insan ne de Büyük Kaptan Korkmaz, şimdiye kadar değil büyük ortalama bir hoca olduğunu gösterecek işler yapmadı. Hasan Şas ve Ümit Karan Bülent Korkmaz ile beraber futbol oynamamamış olsalardı sahada olmazlardı. Sonuçta Galatasaray hem büyük ümitlerle başladığı ve yönetiminin de günü kurtarmak adına Saraçoğlu'nda final sloganıyla taraftarını oyaladığı sezonu bir yıkım olarak bitirecek ve kadrodaki en değerli oyuncularından birini muhtemelen yok pahasına kaybedecek. Bunun arkasında suçlanarak birileri varsa önce Adnan'lar, sonra Lincoln ve Korkmaz beraber gelir diye düşünüyorum.

Kralın Dönüşü


Ledley King. İngilizler'in Ferdinand ve Terry'den sonraki en iyi defans oyuncusu. Eğer o 2 takım bu kadar üst düzey defans oyuncularına sahip olmasa King bugün daha büyük bir takımda forma giyiyor olabilirdi, tabii eğer sakatlığı buna izin verseydi.

Ledley King uzun süre sakatlıklarla boğuştu ve neredeyse geçen sezonun tamamını kaçırdı. Bu sezon ise dizindeki sakatlığa tamamen teşhis konuldu ve Harry Redknapp'ın da dediği gibi " Bunun bir tedavisi yok. " King'in dizi maça çıktıktan sonra deforme oluyor ve 7 güne kadar kendine gelmesi zor oluyor. Dolayısıyla Ledley King haftaiçi Tottenham takımı ile hiçbir zaman antreman yapmıyor. Sezon başından beri Ledley King antremanlara çıkmıyor, sadece maçtan 1 gün önceki taktik antremanları kenardan izleyip, taktik planları öğrenmeye çalışıyor, onun dışında günlerde ise spor salonunda fit kalmasını sağlayacak ağırlık ve hafif yürüyüş çalışmaları yapıyor. Redknapp'ın da dediği " Hiç fiziksel antreman yapman top-class futbol oynayabilmesi onun bir çılgın olduğunu gösteriyor."

Capello bu durumu bile bile Ledley King'i milli takıma çağırdı, yani ona antremana çıkmama özgürlüğü tanıyacak. Acıklı ama bir o kadar da saygı duyulması gereken bir hikaye. İngiltere milli takım kadrosu aşağıda;

Goalkeepers: David James (Portsmouth), Robert Green (West Ham United), Ben Foster (Manchester United)

Defenders: Leighton Baines (Everton), Phil Jagielka (Everton), Joleon Lescott (Everton), Ashley Cole (Chelsea), John Terry (Chelsea), Rio Ferdinand (Manchester United), Glen Johnson (Portsmouth), Matthew Upson (West Ham United), Ledley King (Tottenham Hotspur)

Midfielders: Gareth Barry (Aston Villa), Michael Carrick (Manchester United), Frank Lampard (Chelsea), Stewart Downing (Middlesbrough), David Beckham (AC Milan), Shaun Wright-Phillips (Manchester City), Aaron Lennon (Tottenham Hotspur), Steven Gerrad (Liverpool)

Forwards: Carlton Cole (West Ham United), Peter Crouch (Portsmouth), Emile Heskey (Aston Villa), Wayne Rooney (Manchester United)

22 Mart 2009 Pazar

El-Amin


Yılın en önemli transferlerinden biri, belki de en önemlisi. Khalid El-Amin Telekom'a geri döndü. Seni izlemek her zaman büyük zevkti El Amin. Tekrardan hoşgeldin.

Amansız Ol!


Nike'in müthiş yeni reklam kampanyası. Videosu burada. Amansız olma zamanı. Yine çok eksiğiz, yine sakatız ama şirketteki arkadaşlarımın da dediği gibi " Eksikler olmasa Euro 2008'de Türkiye destanı yazılmazdı." Avrupa Şampiyonu'na Türklerin asla ölmediğini gösterme zamanı.

13



Liverpool'un son 3 resmi maçında attığı gol sayısı. Tabii rakipler basit olduğu için rakam büyük gelmeyebilir. Ne de olsa topu topu Real Madrid, Manu ve Aston Villa'ydı rakipleri (!).

Liverpool alev almış durumda, Galatasaray maçından önce ilk yarıyı izleyebildim sadece. Harika bir ilk yarıydı, Real'e yaptıkları gibi erken bitirdiler işi. Şu an kimle oynasalar yenebilecek güçdeler ve arkadan gelen takım olarak Manu'ya selektör yaktılar. Fark 1, Manu'nun 1 maçı eksik ama şu Liverpool'u gördükçe Sir Alex Ferguson'un da çok mutlu olduğunu düşünemiyorum.

Manu'nun Sunderland, Boro, Hull ve Wigan deplasmanları var ama en sert sınavları içeride City, Arsenal, Villa ve Tottenham maçları olacak. Liverpool'un fikstürü de benzer ama onlar için de belirleyici maç içerideki Arsenal maçı olacak. Milli maç arasından çok sakatla dönmezlerse bu havayla Liverpool, Manu'yu yakalayıp geçebilir ama futbolda hava ve sakatlıklar çok önemli. Liverpool şu an herkes sağlam olduğu için zirve yapabildi. Bu arada Liverpool'un CL'de Manu'dan daha çok yıpranacağı da aşikar. Yine de bitti denilen sezon İspanya'daki gibi 2 haftada yeniden başladı.


Liverpool: Reina, Arbeloa (Agger 76), Carragher, Skrtel, Aurelio, Mascherano, Alonso (Lucas 66), Gerrard (Ngog 80), Kuyt, Riera, Torres.

Subs Not Used: Cavalieri, Dossena, Hyypia, El Zhar.

Booked: Gerrard.

Goals: Kuyt 8, Riera 33, Gerrard 39 pen, 50, 65 pen.

Aston Villa: Friedel, Reo-Coker (Guzan 64), Cuellar, Davies, Luke Young, Milner, Petrov, Barry, Ashley Young, Heskey (Agbonlahor 58), Carew (Gardner 88).

Subs Not Used: Delfouneso, Knight, Salifou, Shorey.

Sent Off: Friedel (64).

Booked: Luke Young, Gardner.

Att: 44,131

Tuncay Şanlı


Boro her geçen hafta küme düşmeye bir adım daha yaklaşsa da takımda değeri düşmeyen ve devamlı artan 2 oyuncu var. Birisi İngilizlerin uzun süre sonra yetişdirikleri en iyi sol ayak Downing, diğeri de Tuncay.

Tuncay Boro tribünlerini fethetti ve bitmez tükenmez mücadelesi her hafta büyük alkış alıyor. Dün düşme hattında 6 puanlık maçta Stoke karşısında yine silik bir oyun oynadılar ve kaybettiler, ancak Tuncay yine maç boyunca savaştı. Resim Kuzey bölgesine yönelik haber yapan Sunday Sun'dan. Tuncay'la ilgili kırmızı içine aldığım kutuda yazanlar çok hoşuma gitti. Kısaca asla pes etmediğini ve muhtemelen bu sabah bile hala beraberlik golü için çabaladığı yazıyor.

Hırvatistan maçında 119.da yediğimiz golden sonra topu ağlardan çıkarıp orta sahaya koşturan adamdı Tuncay Şanlı, Arda da bir yandan yerde yatan takım arkadaşlarını ayağa kaldırırken. Tuncay Şanlı müthiş bileklere ve tekniğe sahip olmayabilir ama yüreği, savaşçılığı, taktik bilgisi ile kesinlikle üst düzey bir oyuncu. Sene sonunda çok daha iyi bir takıma transfer olacaktır. Umarım bu Chelsea olur.

Milli Takım


İspanya milli maçlarının kadrosu açıklandı. Her zamanki gibi hak edenler değil Terim'in tercihleri kadroda. İbrahim Üzülmez'in orada ne aradığını açıklayacak kaç kişi var bu memlekette çok merak ediyorum.

Goalkeepers: Volkan Demirel, Rustu Recber, Ufuk Ceylan

Defenders: Gokhan Gonul, Sabri Sarioglu, Emre Asik, Sedat Bayrak, Ibrahim Kas, Eren Gungor, Hakan Balta, Ibrahim Uzulmez


Midfielders: Arda Turan, Ayhan Akman, Kazim, Mehmet Aurelio, Nuri Sahin, Emre Belozoglu, Hamit Altintop


Forwards: Tuncay Sanli, Gokhan Unal, Nihat Kahveci, Semih Senturk, Batuhan Karadeniz, Mevlut Erding, Sercan Yildirim


Euro 2008 zamanı takip edenler hatırlar belki, Terim'e çok büyük saygım var. Terim'in teknik direktörlüğüne, taktisyenliğine ve saha kenarındaki takımı yönetmesi gerçekten çok üst düzeyde ancak Terim'in yüksek egosundan kaynaklanan oyuncu seçimlerini hiçbir zaman beğenmedim, yine değişen birşey yok. Servet Çetin ve Gökhan Zan yokken ülkenin en formda 2 stoperi Egemen Korkmaz ve İbrahim Toraman o kadroda yoksa bunun tek açıklaması; Terim'in egosu nedeniyle kamuoyunun tersine gitme isteği olarak kabul ederim. ( İbrahim Toraman olayında 2-2lik Malta maçından sonra soyunma odasında gelişen bazı olaylar var ama kapris yeri değil milli takım.)

Volkan'ın arkasına Serdar, Tolga, Cenk gibi isimleri denedi Terim olmadı Rüştü'ye geri çağırdı. Hakan'ı alabilirdi oraya diye düşünüyordum ben. Ufuk seçimi doğru, 22 yaşında ve iyi bir sezon geçiriyor. Eldeki gelecek vaadeden en iyi kaleci.

Defansta sağ ve solbeklerde problem yok. Üzülmez orada ne arar, onu sormak istemiyorum. Sedat Bayrak geçen sene 6 ay sahalardan uzak kalmadan önce de 1 kere milli takıma çağrılmıştı, onu bekliyordum ama Egemen-Toraman ikilisi onun önündeydi. Emre-Eren ya da Emre-İbrahim Kaş ikilisi oynayacak büyük ihtimalle İspanya karşısında. Tanrıların extra mesai yapması gerekecek.

Orta sahada problem yok. Hamit maça yetişecektir, Aurelio her zamanki gibi hazır, Emre uzun süre sonra formda. Bir problem olursa Ayhan ve Nuri gibi formda 2 yedek hazır. Kanatlarda Arda ve Tuncay çok formdalar ki onların performansı çok önemli. Özellikle Arda'nın o kanadı devamlı işleterek Ramos'un hücuma çıkmasını engellemesi lazım, aynı şey diğer tarafta Capdevila için de geçerli.

Forvette Mehmet Yıldız orada olmalıydı ama Terim'in Batuhan'ı Türk futbolunun yeni yıldızı yapma isteği kabul edilebilir bir istek. 17 yaşında, müthiş bir fiziğe ve futbol yeteneğine sahip bir isimden bahsediyoruz. Batuhan doğru yönlendirilirse top-class bir oyuncu olabilir. Aynı şekilde Sercan da bu sene müthiş aşama gösterdi. Arsenal 2 ay önce scout raporlarını istedi onun için ve 2 maçta izlemeye geldiler habersiz olarak. 18 yaşında, müthiş bir delici Sercan da. Bu 2 isim ileride forvet hattımızı oluşturabilir. Bu maç içinse korkum Terim'in Nihat'la başlaması. Nihat hem hazır değil hem de 4-3-3 için uygun bir oyuncu değil. Onun yerine ortada Semih ile başlamamamız en doğrusu olacaktır. Kanatlardan Arda-Tuncay destekli Semih ile Puyol'suz İspanya göbeğini ( ki şu anda takımın en zayıf karnı ) zorlayabiliriz diye düşünüyorum. Korkum Terim'in Fildişi maçındaki gibi 4-4-2 çıkması, o zaman orta sahayı tamamen kaybederiz diye düşünüyorum.

2 maçtan 1 puan bile bence gruptan çıkma adına yeterli olur. İspanya görünüşe göre grubu süpürecek. Rakiplerimiz Belçika ve Bosna'yı da yendiler. 2.lik için çekişeceğimiz rakiplerle oynayacağımız maçlar daha belirleyici olacaktır grubun şekillenmesinde.

20 Mart 2009 Cuma

CL 1/4 Finals

Genelin aksine dengesiz bir dağılım olduğunu düşünüyorum. İlk 2 eşleşmeden kupayı kazanacak ayarda tek takım varken, aşağıdaki 4lüden hepsi kupayı kazanabilecek ekipler. Manu kura şansıyla Roma biletini almış görünüyor.

Alttaki 4lüde kim gelse şaşırmam. Liverpool-Chelsea en feci eşleşme. Benitez bundan önce taktisyenliği ile eledi Chelsea'yi, şimdi karşısında bu işin üstadı Hiddink var. O eşleşmeden gelen takım finalde Manu'nun rakibi olur diye düşünüyorum ki umarım bu yine Chelsea olur.

Oynamayı seven 2 takım eşleşmiş en altta. Barca ağır bassa da, Euro 2008 finalini anımsatan bir maç olacaktır. Bayern fizik güç olarak çok ağır basıyor Barca'ya göre. Klose'nin yokluğunda 4-2-3-1 oynarlarsa Barca karşısında ciddi şansları olduğunu düşünüyorum. 2. en çekişmeli eşleşme burada diye düşünüyorum.

Villareal de dengesiz Arsenal'i elerse şaşırmam ama Arsenal'in müthiş büyük maç performansı onların en büyük avantajı.

18 Mart 2009 Çarşamba

Ibra


Dünyanın en çok maaş alan oyuncusu Ibrahimovic Inter'de Avrupa başarısına ulaşamadı. Avrupa'da başarısız diye gönderilen Mancini'nin yerine gelen Mourinho da Inter'i ilk 8e bile sokamadı. Ibra ayrılabileceğini ifade etti - ki ben bunun yazın sözleşmesindeki miktarı artırmak için bir oyun olduğunu düşünüyorum - ve en büyük aday Barcelona. Eto'o gol rekorları kırsa da mutlu değil ve Inter uzun zamandır onunla ilgileniyor. ancak La Gazzetta Dello Sport'un Ibrahimovic değerlendirmesi biraz abartı. 50 milyon euro + Eto'o diye biçmişler fiyatını. Messi'yi istememeleri şaşırtıcı (!)

17 Mart 2009 Salı

Tolgay Ali Arslan


8 Ağustos 1990

Mesut Özil'i elimizden kaçırdık. Hatta Mesut olayı neredeyse futbolumuzun 1.önceliği haline gelmişti bir dönem, tercihine saygı duyup önümüze bakma zamanı çünkü Türk futbolunun yurtdışında oynayan pek çok genç yeteneği var.

Bunlardan birisi Tolgay Ali Arslan ve bugüne kadar keşfedilmemiş bir yetenekti. 25-27 Mart'ta Rusya ile oynanacak hazırlık maçları için U-19 kadromuza çağrıldı Tolgay. Bu sezonki etkileyici peformansı ona 18 yaşında transfer getirdi. Dortmund U-19 takımında bu sezon 18 maçta 25 gol gibi etkileyici bir performansa ulaşmış Tolgay ve sezon sonu için Hamburg ile şimdiden anlaşmış. Hamburg takımında halihazırda yine '90 doğumlu Tunay Torun gibi çok önemli bir oyuncumuz var. Tolgay da sezon sonunda ona katılacak.

Gençlik Ateşi


U-17 ve U-19'larda Elit Tur'lar Mart-Mayıs döneminde oynanır her yıl. U-17'ler gelecek hafta Adana'da oynayacaklar eleme turunu. Rakipler Romanya, Galler ve Finlandiya. 1.bitirirseler Mayıs'da Almanya'daki Avrupa Şampiyonası'ndaki 8 takımdan biri olacaklar.

U-19'lerin Elit Turu ise 23-28 Mayıs arasında Portekiz'de oynanacak. Portekiz, Danimarka ve Yunanistan gruptaki rakipler ki zor bir grup olara duruyor. '90 kuşağımız da zayıfdır Sercan Yıldırım dışında, ancak son dönemlerin en önemli jenerasyonu olan '91den bayağı oyuncu alınacak bu kadroya. Mayıs'daki grupta 1.olursak Temmuz ayında Fransa'daki U-19 Avrupa Şampiyonası'na katılacağız ki burası büyük klüplerin oyuncu kapma yeri.

İşim gereği bütün bu turnuvaları milli takımımız açısından yakından takip edeceğim için mükün olduğunca bilgi vereceğim ilerleyen dönemlerde. Özellikle '92 doğumlularda harika yetenekler var. Muhammet Demir ve Gökhan Töre'yi daha önce yazmıştım zaten.(-ki Gökhan Töre Ocak ayında Chelsea'ye transfer oldu.) 2-3 isim daha var yazılması gereken, ilerleyen günlerde el atacağız.

Sona 10 Kala


Trabzon'dan döndüm. Maç izlenimi ve maç yazısını bu akşam yazacağım, geceyi kapatırken son mesaj olarak kalmasını istedim, o yüzden özellikle bir kaç oyuncu yazısıyla dönmek istedim bloga. Ama önce genel bir haftasonu değerlendirmesi ile başlayalım.

Beşiktaş zor başlayan fikstürden 4de 4 ile çıktı ve kötü oynarken de kazanarak hava yakaladı. Son Gençlerbirliği maçında çok iyi oynadılar ama ondan önceki İBB ve Hacettepe maçlarında bariz kötüydüler. Şampiyonluk yolunda kötü oynarken kazanmak önemli. Denizli kritik ayakları geçti, Sivas'ta kazanırsa bu sezon üstüste 5 maç kazanan ilk takım olacak ligde.

Sivas 2 hafta takıldıktan sonra kendine geldi. Klasikleşen Serkan Kırtıntılı hataları devam ediyor. Çok kötü başlamıştı kariyerine, sonra önemli bir çıkış ve son 2 sezondur rezil goller. Serkan Kırıntılı gelecek vaad eden kaleciden kötü kaleci'ye terfi etti.

Antalya 2 sene önce Yılmaz Vural ile küme düştüğü sezonu hatırlatıyordu. İyi oynuyor ama en kritik yerde krize girmek üzereydi. Djehoua'ya rağmen krizden çıktılar. Canavar 10.haftadan beri gol atamıyor ve baskı altında kötü oynuyor.

Abdullah Avcı hakkında ne yazacağımı bilemiyorum. Harika bir takım yaratmıştı Galatasaray PAF'ta ve U-17'de ancak belki de iyi taktisyen değil diyeceğim. Her iyi oyuncu yetiştiricisi iyi olacak diye bir şart yok. Yine de onu bir de taraftarı olan başka bir takımda görmek isterim.

Konya evini sevmiyor, o stadı sevmelerini beklemek zor zaten. Bu hafta İBB deplasmanında çok kritik bir maça gidiyorlar. İşler iyice kızıştı, deplasmanda kazanamazlarsa gidebilirler bu iç saha karnesiyle.

Es-Es kader maçını kaybetti. Emre Toraman'ın jeneriklere girecek 2.golü tam bomba. Şu an durumun belki çok farkında değiller ama çok zor bir fikstürleri var ve üzülerek düşeceklerini düşünüyorum, umarım beni yanıltırlar.

Bursa, Ankara, Kayseri, Antep gereksiz gereksiz takılacaklar son 10 haftada. Kayseri Adana'da oynamasa ilk 5in 1-2 puan dibinde o grubun 6.sı olurdu. Yine de yeni stad, takımın golcüsünü sattıkları yeniden yapılanma yılı olarak değerlendirilebilir.

Fenerbahçe tünelin ucundaki ışığı kendi söndürdü. Emre Belözoğlu'nun yokluğunu arar duruma gelmesi bence iyi bir gelişme. Emre iyi form tuttu son dönemde, ben de kendisini milli takımdan silmişken İspanya milli maçında Hamit-Aurelio-Emre orta sahasını sahaya sağlam çıkarabilirsek birşeyler yapabileceğimizi düşünmeye başladım. Tuncay-Arda kenarlarda, Semih forvette oynamak şartıyla.

14 Mart 2009 Cumartesi

Vidic De İnsanmış!


Bugünkü maçın kısa özeti. Vidic de normal bir insanmış ve onun da kötü oynayabileceği maçlar olurmuş.

Liverpool 4den seriye sardı. Real ve Manu'ya 5 günde 8 gol atan başka takım var mıdır yeryüzünde? Torres form tutarken Liverpool şampiyonluk yarışı burada bitmez dedi, Hiddink'li Chelsea de yarın kazanırsa United'ın işi tekrardan sıkı tutması gerekecek.

Manu vs Liverpool


EPL'de şu an itibariyle şampiyonluğun en büyük 2 adayı 1 saat sonra Old Trafford'da kapışacaklar. 2 takım da haftaiçi çok iyi maçlar çıkardılar, her ne kadar Manu'nun rakibi Liverpool'unki kadar kek olmasa da.

Sir, bugün 4-3-3 çıkıyor sahaya. Giggs kulubeye dönüyor. Anderson-Fletcher ikilisi 11de olacak. İleri 3lüde Berbatov, Ronaldo ve Rooney olacak. Benitez ise bu sene genelde yaptığı gibi 4-2-3-1 ile sahada olacak. Manu kazanırsa şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj yakalayacak. Liverpool en azından kaybetmemek zorunda.

13 Mart 2009 Cuma

Liverpool Ruhu


Ruh çağırma işi son dönemde çok moda. Stewart Downing de yarınki 6 puanlık Portsmouth maçından önce Liverpool maçı ruhunu çağırıyor ve o maçtaki mücadeleyi sahaya yansıtırlarsa kazanabileceklerini söylüyor. Boro McLaren'den sonra adım adım bugünlere sürüklendi ve açıkcası küme düşmeyi de hakediyorlar. Ancak Downing, Arca, Tuncay gibi ayaklar bu takımı ligde tutabilirler.

İnter 2009/10


Inter Manu'ya elendi, lige döndü demek çok klişe ve anlamsız olacak. Zaten ligde son derece rahat durumdalar, yürüye yürüye şampiyon olmaya doğru devam ediyorlar. Dolayısıyla şimdiden gelecek yılın planları yapılıyor. Gelecek yılın kadrosunu kurmuşlar hemen. Drogba-Mourinho buluşması gelecek yıla kalmış. 10 numara için tek aday var Diego. Orta 3lünün soluna da Genoa'lı Thiago Motta'yı istemiş Mourinho. Milito, D'Agostino, Palombo, Acquefresca, Hamsik, Radoi, Kjaer ve kiralık olarak oynayan Biabiany ile liste tamamlanıyor.

La Gazzetta Della Sport'un 2.sayfası. Mourinho'nun gelecek sezon için istediği takım. Mourinho'nun gündemi değiştirmek için malzemeye ihtiyacı var. Transferden güzel malzeme de olmaz.

12 Mart 2009 Perşembe

Dağlara Taşlara

Artem Kravets


3 Haziran 1989

Aslında 15 gün önce yazacaktım ama aklımdan çıkmıştı. Bu akşamki maçlara bakarken tekrardan aklıma geldi. Artem Kravets, eksiklerle Valencia deplasmanına giden Dinamo Kiev'e turu atlatan isim olmuştu. Valencia maçında 2 gol birden attı. Yazın U-19 eleme grubunda milli takımımıza da 2 gol atmıştı.

Dinamo Kiev altyapısından yetişme bir forvet.1.85 boyunda ve ayaklarına çok hakim. Tabii ilk kez Valencia maçında izledim, ondan sonra aklıma yazmıştım buraya da yazalım, fırsat bulursanız izleyin. Yeni Shevchenko olabilir.

Gökhan Değirmenci Kayserispor'da


21 Mart 1989

Hem scout raporu hem de transfer haberini birleştirelim bu yazıda. Gökhan Değirmenci Altay'ın 1989 doğumlu gencecik kalecisi. İlk yarının neredeyse tamamında Bülent Ataman'ın yedeğiydi ancak 16.haftada Bülent Ataman'dan formayı aldıktan sonra etkileyici performanslar sergiliyor.

Herkesin malumu Altay-Galatasaray kupa maçında müthiş bir performans sergiledi, defans oyuncuları biraz ona ayak uydurabilse ve Altay o maçı son dakikalarda yediği 2 golle kaybetmese çok daha fazla ün yapacaktı. Gökhan'ın müthiş performansları o maçla sınırlı kalmadı. TSL yolunda çok kritik Manisa deplasmanında 55 dakika 10 kişi oynayan takımını 1 penaltı ve 5-6 net gol pozisyonu kurtararak maçta tuttu ve son dakikalarda Tiago'nun golüyle Altay o deplasmandan galip ayrıldı. Son 3 ay Gökhan için harika geçiyordu ve sonunda beklenen transferi yaptı.

Geçtiğimiz haftada ulusal basına da yansıdığı gibi Altay'da ciddi bir ekonomik kriz var. Merter ve Yasin gibi altyapıdan yetişmiş 2 önemli yetenek sezon sonu serbest kalacaklar. Yönetim krize çözüm olarak Gökhan'ı sattı. 750.000 YTL karşılığında Kayserispor'a satıldı Gökhan, ancak tabii ki sezon sonuna kadar Altay'da kalacak. Paranın yarısını nakit alacak olan Altay böylece para krizini bir miktarda çözmüş olacak.

CL Çeyrek Final


Önce takımları yazalım.

Arsenal
Manu
Chelsea
Liverpool
Barcelona
Bayern
Villareal
Porto

20 Mart'ta çekilecek kura. UEFA Kupası'nda çeyrek finalistler de belli olduktan sonra beraber çekilecek kuralar. En önemli hususa gelelim, ülke sınırlaması yok. İngilizler ve 2 İspanyol birbiriyle eşleşebilecek. Yarı final kuraları da aynı gün çekilecek, böylece finale kadar yol belli olacak. Biz de çekelim kuramızı burada.

(Manu vs Arsenal ) vs ( Barcelona vs Porto)

(Liverpool vs Villareal ) vs ( Chelsea vs Bayern )

0


Real Madrid'e de gider İtalyanlar'a da gider. Nereye çekeceğime karar veremedim. Sarı saçlı çocuk Fernando Torres'den geliyor.

3-0


Başlığı açarsak İngilizler, İtalyanlar'ı süpürdü. En çok sallayan Roma oldu Ada ekiplerini. En zayıf halka onlara gelmişti, penaltılara kadar götürdüler işi ancak Doni ilk penaltıyı tuttuktan sonra bütün penaltılara mahalle maçlarında zorla kaleye geçirilen çocuk gibi geldi, tutmaya niyeti yoktu. Arsenal'de Eduardo kaçırdıktan sonra 8 oyuncu peş peşe gole çevirdi atışları. EPL'de ilk 4e girmekte zorlanan ve bu sene savunmaları açmakta ciddi problem yaşayan Arsenal bile CL'de çok farklı oynuyor. EPL kıtanın geri kalanına büyük fark atıyor. Sunderland, Fulham gibi takımlar bile Real Madrid'den, Barcelona'dan çok daha sağlam savunma yapabiliyor, dolayısıyla EPL devleri de kendilerini daha çok geliştirmek zorunda kalıyor. Bunun sonucu da Avrupa'yı domine ediyorlar.

Gecenin ve hatta turun eşleşmesinde Manu şansının da yardımıyla eledi İnter'i. İnter'i 2 kere uyurken yakaladılar 2sinde de affetmediler. Ibrahimovic ve Adriano'nun direkten dönen topları Van Der Sar'ın şansıydı. Manu yolunu açtı, Mourinho Ferguson'a 2. kez kaybetti. Serie A şampiyonluğu ile övünmeye devam edecektir.

Porto ilk maçta önemli bir avantaj yakalamıştı, 2.maç da 0-0 ile turu geçti. İtalyanlar son 8e takım sokamazken Porto yine kendisini çeyrek finale atmayı başardı.

Barcelona yine klasik tarifeden çekti Lyon'a. İlk yarıda işi bitirdiler, fişini çektiler Lyon'un. Juninho 90.dakikada dayanamadı bu işkenceye, Dani Alves'e baya saydırdı Alves yerde yatarken, anlamadı anlamadı Terje Hauge çekti kırmızıyı, Juninho'yu attı. Keita'nın son golü de Bayern'e nazire yaptı.

İngilizler yine fire vermedi. Halen daha EPL'nin dünyanın en iyi ligi olduğuna karşı çıkanlara selam olsun.

11 Mart 2009 Çarşamba

Megan Fox

Meira ve Hamburg


Fernando Meira transferi Galatasaray için çok mu gerekliydi? Bence evet. Galatasaray'ın bir adım ileri gitmesi ve Şampiyonlar Ligi ya da UEFA'da başarılı olması için tecrübeli bir stopere ihtiyacı vardı. Meira da kağıt üzerinde doğru seçimdi ancak futbolda 2 x 2 her zaman 4 etmiyor. Olmadı. Servet'le birbirlerini tamamlayamadılar, çokfazla kademe hatası yaptılar. Popescu ve Ronaldo'dan sonra TSL'ye gelmiş en düzgün ayağa sahip stoperdi ama asla sert bir stoper olamadı. Çok kolay çalım yedi, istikrarı yakalayamadıkça da güvenini kaybetti ve daha kötü oynamaya başladı.

6 milyon euro, hele ki bu kriz ortamında, çok iyi para. Verim alamadığınız, beklentileri karşılayamayan bir transferden 6 ayda 2 milyon euro kar ediyorsunuz. Bu devirde Ruslar ya da Araplardan başka kimse vermezdi bu parayı.

Hamburg maçına gelirsek Galatasaray Hamburg'u eleyebilir. 2 takımı da birbirine çok benzetiyorum. 2 takımın da en büyük gücü hücüm hatları. Petric-Olic-Trochowski'nin karşısında Lincoln-Arda-Kewell olacak. 2 takımın da defans hatları sorunlu. Yarın bol gollü bir maç bekliyorum, gollü bir beraberlik Galatasaray adına çok iyi olacaktır.

8 ve 4'ü Birbirinden Ayıran Neden




Kes O Saçlarını Yoksa...


O tuvalet fırçası kılıklı saçlarını kesene kadar vur Rooney.

Michael Essien


Haftasonu Coventry maçında son 25 dakika girmiş oyuna, maçın 2.yarısını izlemedim, dikkatimi de çekmemişti. Drogba'nın form tutmasına odaklanmıştım, Essien'i atlamışım. Hiddink Essien'i 11de sürdü Juventus karşısına ve turu getiren golü attı Michael Essien.

5 Eylül'de Libya maçında sakatlanmıştı Essien. 6 ay sonra bomba gibi geri döndü. Form tutan Didier Drogba da 2.golü attı bu gece Chelsea'de ki - maç şu an Star'da - Drogba'nın form tutması, Essien'in geri dönmesi ve daha da önemlisi bir taktik dehası Hiddink ile Chelsea bu sefer Roma'da kupayı kaldıran takım olabilir.

10 Mart 2009 Salı

El Nino


El Nino'nun Real Madrid ile hesabı vardı, bu akşam kesti. Maçtan sonra doping testi yapmaları lazım Torres'e. İnanılmaz enerjik başladı maça. Dünya üzerinde bir Cannavaro, bir de İbrahim Toraman böyle gereksiz yerlerde röveşata dener (bkz. İsviçre play-off ilk maç 2.gol), hemen ardından Pepe de hatayı yapınca 3 kişi Aziz Casillas'ın üzerine çöktüler. Golü atan Torres'in sevinci de görülmeye değerdi.

Beşiktaş da Anfield'da perişan olmuştu ancak onlar en azından İstanbul'da acı bir ders vermişlerdi Kırmızılar'a. Ral Madrid direk teslim oldu 1.golden sonra. Torres kesin doping almıştı, her topa uçuyordu. Heinze ızdırapa belki son veririm, 2de dururlar diye penaltıyı yaptı ama Gerrard ve arkadaşlarının durmaya niyeti yoktu. Gerrard-Torres ve diğerleri perişan ettiler bu akşam Real Madrid'i Anfield'da. Liverpool'un saldırgan orta sahası karşısında kız gibi kaldı Gago, Higuain, Robben ve malesef Raul. Diarra ve biraz Ramos dışında ayakta kalan yoktu Real Madrid takımında.

Los Galacticos'dan bugünlere. Real Madrid 5 sezon üstüste çeyrek finali göremedi hem de daha önce 9 kez kazandığı kupada. Real Madrid müzesi dünyanın en etkileyici müzesi olabilir ama takımlarına artık hiç kimse gıpta etmiyor.

Özgürcan Özcan


10 Nisan 1988

BankAsya'dan başladık dün oradan devam edelim. Özgürcan Özcan daha önce Kayserispor ve Gaziantepspor ile TSL'de 2 kiralık macerası yaşamıştı. Kayseri'de çok fazla şans bulamamıştı ancak Gaziantep'de iyi işler yapıyordu oynadığı maçlarda. Özellikle İnönü'de Gökhan Zan ( kazma olsa da güçlü bir oyuncu ) karşısında harika oynadığı bir maç hatırlıyorum ancak sadece 3 gol atabildi.

Sezon başında ise Sakaryaspor'a kiralandı ve ilk başlarda as olarak düşünülmüyordu. Ancak 7.haftadaki Karşıyaka maçı onun için dönüm noktası oldu. Sakarya 1-0 gerideyken devre arasında oyuna girdi ve 2.yarıda 49-77 dakikalar arasında yaptığı hat-trick ile ilk 11in değişilmez oyuncusu oldu. Sakaryaspor 2.yarı ile önemli bir çıkışa geçti ve Özgürcan da bu çıkışın en önemli aktörlerinden.

Özgürcan'ın 17 yaşından beri sorunu asla fizik gücü olmadı. İlk olarak 15 yaşındayken Nike Cup'da izlemiştim Özgürcan'ı, yaşıtlarından çok daha büyüktü ve fizik gücüyle savunmaları geçerek golleri sıralamıştı. Milli takımın 4.olduğu U-17 Şampiyonası'nda da yerini gole daha yatkın Tevfik Köse'ye kaptırmıştı. Özgürcan'ın sorunu büyüdükçe karşısına çıkan daha güçlü defanslar karşısında gol sayısının düşmesiydi. Ancak bu sene Sakarya'da büyük atılım yaptı. 13 gole çıkardı gol sayısını bu hafta attığı 2 golle ve bu gollerin çoğunda kendi pozisyonunu kendi yarattı. Yeniden yapılanan 88 ve küçüklerden oluşacak Ümit Milli Takım'da da kendisine yer bulacaktır. Ay sonunda İrlanda ile ilk eleme maçımızı da oynayacağız bu arada. Gelecek sezon Galatasaray kadrosuna girebilir ancak Özgürcan'ın TSL'de oynayabileceği çok fazla takım var ve onlardan birine gitmesi kendi adına çok daha iyi olacaktır.

-18


Michel Platini gittikçe cılkı çıkan genç oyuncu transferi olayına mantıklı bir çözüm getirmek üzere Avrupa Ligleri ile anlaştı. Gelecek ay FIFA İcra Kurulu'nda da görüşüldükten sonra kesinleşecek karar.

Karara göre 18 yaş altındaki oyuncular ilk profosyonel sözleşmelerini yetiştikleri klüp ile yapmak zorunda olacak. Yani Fabregas'ı Arsenal, Pique'yi Manu kaçıramayacaktı. Kararın çıkmasının asıl sebebi ise fakir Afrika ve Güney Amerika ülkelerinden getirilen ve ailelerinden binlerce kilometre uzakta "Çağdaş Kölelik" anlayışıyla pazarlanan genç oyuncuların önüne geçmek.

9 Mart 2009 Pazartesi

Didier Drogba

Didier Drogba. Chelsea için en önemli oyunculardan birisi. Anelka bu sezon 15 gole ulaşmış olabilir ancak büyük maçlarda istenilen verimi vermekten hep uzak kaldı. Drogba'nın rakip defansı boğan ve 3lü forvetin ortasında oynamaya çok daha uygun yapısı Chelsea için bir olmazsa olmaz. Hiddink gelir gelmez Drogba'yı forvetin ortasına koydu, Anelka'yı ise genelde solda kullandı.

Şampiyonlar Ligi'nde kritik Juventus maçı öncesi Didier Drogba kendisini geçen sezonki kadar formda hissettiğini söyledi. EPL'de tren kaçtı ama Didi form tutarsa geçen sene avuçlarımızın içinden kaçan kupa bu sezon gelebilir.

Bülent Uygun ve Yedek Kulübesi


Bülent Uygun Sivasspor gerçeğinin altında imzası olan en önemli isimlerden. Bu takımı 2.ligden yükselmesinden TSL'de uyguladığı transfer politikasına kadar her noktada çok büyük pay sahibi ve son 2.5 yıldır da bu takımın teknik direktörü. Değişik taktikler uygulayabilen ve hücum oynamaktan korkmayan bir teknik direktör.

Ancak dün Ankaraspor maçında yedikleri golden sonra yaptıkları ve maç sonundaki açıklamaları ile çok ayıp etti ki ne yenilen golde ne de maçın genelinde Sivas aleyhine büyük bir hakem hatası yoktu. Tam tersi sezon başından beri hakem şansı Sivas'ın yanında. Bursa'da ve Eskişehir maçında rakipleri lehine verilmeyen bariz penaltılar en yakın zamandan akılda kalanlar. Bülent Uygun dün yaptıklarıyla 2 yıllık emeğine yazık etti. Dün akıllarda bıraktığı imajı silmesi çok zor.

FA Cup Yarı Finaller


FA Cup'da heyecan Yarı Final'e kadar geldi ancak henüz takım sayısı 4e düşmüş değil. Chelsea, Manu ve Everton yarı finalde yerlerini alırken 4.takım 17 Mart'taki Arsenal-Hull City maçından sonra belli olacak.

FA ilginç bir kararla bundan sonra yarı finalleri de Wembley'de oynatacak, dolayısıyla yarı finaller de 18-19 Nisan'da Wembley'de oynanacak. Manu-Everton 1.eşleşme, Chelsea ise Arsenal-Hull galibiyle eşleşecek. Geçen seneki gibi Manu v Chelsea finali yine şahane olacaktır. Manu Quintuple yolunda en kritik engelleri FA Cup ve Şampiyonlar Ligi'nde aşmak zorunda.

Cihan Yılmaz


15 Haziran 1983

BankAsya'dan devam edelim. Aslında çıkış yapmakta biraz geç kalmış bir oyuncudan bahsedeceğim şimdi. Karşıyaka'nın kaptanı ve forvet arkası Cihan Yılmaz.

Cihan Türkiye'de adını geç duyurabilen bir oyuncu. 2007/08 sezonu başında Wehen'den Karşıyaka'ya alınmış. O zamana kadar Almanya alt liglerinde oynamış devamlı olarak. Bu sezon yeniden yapılan Karşıyaka'da kaptanlık Cihan'a verildi ve savaşçı oyun yapısı, etkili şutları ve kritik penaltıları ile Karşıyaka'nın eski Galatasaray'lı kaleci Kerem ile beraber en önemli oyuncusu haline geldi. Bu sezon 24 maçta sadece 15 dakika kaçırdı Cihan, onun dışında bütün maçlarda her dakikayı oynadı.

24 maçta 8 golü var Cihan'ın. Bunların 4 tanesi penaltıdan ancak yine de bir orta saha oyuncusu için etkileyici bir rakama ulaştı. Her iki ayağını da çok iyi kullanabiliyor ve duran toplarda çok başarılı. Ceza sahası dışında Ceyhun'a benzer şekilde çok etkili ve sert şutlar atabiliyor.

Daha önce Karşıyaka'da Sezer Badur benzer bir çıkış yapmıştı ve Sivasspor'un yolunu tutmuştu. Cihan da yine Sezer gibi gurbetçi bir oyuncu ve etkileyici bir sezon geçiriyor. Karşıyaka TSL'ye çıkarsa takımda kalabilir ama diğer türlü TSL takımlarından birine gelir ve gelecek sezon adından daha çok söz ederiz.

E Fenomeno 2.0


Başlık Globoesporte'den. Ronaldo hala göbekli ve eskisi kadar hızlı olmayabilir. Ancak onun işi gol atmak. Fenomen Corinthians ile ilk golünü dün gece Palmeira karşısında kornerden gelen topta kafayla kaydetmiş. Golün videosu burada. Özellikle golden sonra tellere tırmanan Ronaldo ve ona doğru koşan taraftarlar izlenmeye değer.

Edim Demir


25 Ağustos 1985

Son dönemde genç yetenekler konusunu biraz ihmal ettik, bu arada takip ettiğim isimlerden performansını yükselten pek çok isim oldu o yüzden bugün 3-4 oyuncuyla ilgili yazı yazmayı planlıyorum.

Edim ile ilgili yazmaya başlamadan önce Boluspor'un çıkışından ne kadar memnun olduğumu ve bu çıkışı yapmalarının da hakları olduğunu belirterek başlayayım. Geçen sene yükseldikleri BA 1.Lig'de ilk sezonunda play-off oynadılar ve bu sezona çok kötü başlamalarına rağmen takıma önemli aşama kaydettiren genç teknik adam Serhat Güller'in arkasında durdular ve sonunda bu krizden çıktılar, devre arasında da yerinde takviyelerle son 6 maçta 16 puanla zirveye yaklaştılar.

Edim'in de Boluspor'un çıkışında payı çok yüksek. Daha önce Uşakspor'la BankAsya macerası yaşamıştı ve sezon başında Ankaragücü ile görüşmüştü, ancak onun yerine Boluspor'a geldi. Sezon başında as olarak düşünülmüyordu ancak 8.haftada ilk kez 11 çıktığı maçta 2 gol birden atınca formayı bir daha bırakmadı. O haftadan beri aralıksız olarak 16 maçtır 11 çıktı ve 12 gol atmıştı. Bu haftasonu sakatlığı nedeniyle yedek kaldı ve oyuna 2.yarıda girdi ancak yine golünü atmayı başardı.

20 maçta 13 gole ulaştı toplamda Edim ve Boluspor'u ayağa kaldıran isim oldu bu performansıyla. Uzun boylu, hava toplarında çok etkili ve ayaklarını da iyi kullanabilen bir forvet oyuncusu. Ceza sahası içinde çok tehlikeli. 1.90 civarında boyu ve hava toplarında rakip defanslara üstünlük kuruyor. Boluspor bu çıkışı sürdürecektir ve eğer sonunda TSL'ye yükselirlerse Edim'den ilerleyen dönemlerde çok daha fazla söz edeceğiz.

8 Mart 2009 Pazar

Agüero vs Ramos



Real çok kötü bir kadroyla başlamıştı maça, zaten Real'in en büyük problemi de bu zaten. Robben dışında rakibin dengesini bozacak adamı yok kadrolarında. Los Galacticos'dan gelinen bugünler acı. Real boşuna Ronaldo diye yanıp tutuşmuyor. Bu takıma ya Ronaldo ya Kaka lazım ki ayağa kalkabilsinler ve tekrardan Avrupa'nın en büyüğü olmaya oynayabilsinler. Raul'a ve Ramos'a yazık oluyor gerçekten.

Atletico'da Forlan-Agüero fena salladı Real defansını ama özellikle Ramos çok iyi karşı koydu onlara. Yine de Agüero geçen hafta Barcelona'ya oynadığı gibi oynasa Atletico 10 yıl sonra derbi kazanabilirdi. Sonuçta geçen hafta Barcelona'dan 3 puan çalmışlardı, Real'den de 2 puan çaldılar ve yarışı kızıştırdılar. Fark 6 puan, Barcelona biraz daha rahat nefes aldı ama rehavetin ne kadar kötü bir şey olduğunu öğrenmişlerdir herhalde.

Balık Hafızası


Hafızaları tazeleyelim önce. Yaklaşık 7 ay önce bu takım sezona başlarken hedef şampiyonluk değildi. Hedef zirveye oynamaktı, İlk 11inin 7 oyuncusu değişmiş bir takımdı ve zamana ihtiyacı vardı ancak beklenilenden çok daha iyi bir başlangıç yapıldı, müthiş bir takım ruhu yakalandı ve beklentiler yükseldi. Şimdi geriye dönüp son 7 aya bakalım

- Tamamen yeni baştan kurulan bir takım 23 hafta sonunda 13 galibiyet 6 beraberlik 4 mağlubiyetle liderin 1 puan gerisinde 3.sırada.

- Takımın yıllar sonra sağlam bir savunması var ve 23 maçın 1-2 tanesi dışında her maçta çok iyi mücadele ediyor, elinden geleni sahaya yansıtıyor.


- Ligin en çok gol pozisyonuna giren takımlarından birisi Trabzonspor ve burası kilit nokta. Gökhan Ünal ve Umut Bulut'un özellikle 2.yarı ile beraber artan formsuzlukları ve gol kaçırma alışkanlıkları Trabzon'un daha çok puan toplamasına engel oluyor.


Dünkü maçın konuşulacak çok fazla noktası yok. İlk yarım saatte çok kötü bir Trabzonspor vardı ancak ondan sonra yenilen gole kadar olan dönemde tek kale oynayan bir Trabzonspor, 5 net gol pozisyonundan yararlanamayan bir takım vardı. Bu kadar pozisyona giren bir takımda teknik direktörü suçlayamazsınız. Dünkü kaybın sebebi Gökhan ve Umut'un verimsizlikleriydi.

Bu takım geleceğe yönelik kuruldu ve bir iskelet oluştu, bundan sonra sene başında 2-3 tane direk takviye yapılırsa hem alternatifli bir kadro kurulacak hem de kalite artırılacak. Şimdiye kadar bu takımı buraya getiren oyunculara yapılan eleştirileri çok ağır buluyorum. Özellikle Gökhan'ın üzerinde müthiş bir baskı oluşmuş durumda ve bu baskı onun performansını önemli ölçüde düşürüyor.

Trabzonlular kötü düşünmeyi severler ancak rasyonel düşünürsek 11 hafta var ve liderin sadece 1 puan gerisinde bu takım. Bugüne kadar da bu oyuncular getirdi ve gelecek hafta alınacak bir Galatasaray galibiyeti bu sıkıntılı dönemden takımı çıkaracaktır. 1 hafta sonra oynanacak Sivas-Beşiktaş maçının sonucuna göre lider olabilir tekrardan. O yüzden hemen kafaları tazeleyip Galatasaray maçına odaklanmalı takım.

Bu arada Perşembe-Salı arası Trabzon'dayım. Haftasonu da maçta olacağım. Kritik bir karşılaşma olacak, Galatasaray'ı Hamburg yorgunu yakalamışken yenmek gerekiyor.

4 Mart 2009 Çarşamba

Alayına Gider


Öncelikle bir Mourinho hayranı olduğumla gireyim, blogu takip edenler fark etmişlerdir JM benim için çok özel bir menajer. Ona kızanları da anlayışla karşılıyorum, ancak bu oyunun onun gibi aktörlere ihtiyacı var. O bir Hiddink, Capello ya da Sacchi tarzı bir hoca değil, o Jose Mourinho. Bundan 20 yıl sonra da 30 yıl sonra da konuşulacak bir isim. Daha 45 yaşında olmasına rağmen Avrupa'nın en kariyerli hocalarından biri olmaya doğru adım adım gidiyor.

Bu yazının konusu ise haftasonu Balotelli'nin penaltı pozisyonu, sonrası yaşananlar ve Mourinho'nun dunkü basın toplantısında yaptığı Mourinhovari gider. Penaltı bence de yanlış karardı ancak eleştiriler sonrası lafı gediğine koydu Mourinho. İşte Mourinho'nun alayına gider yaptığı açıklamaları;

" 2 gündür sadece Balotelli'nin penaltı pozisyonu konuşuluyor. Pozisyona penaltı değil diyecekseniz de bunu kuşkuyla yapmalısınız. 2 gündür gündemi penaltı pozisyonu yaptılar. Kadrosunda benim de sahip olmak istediğim pek çok yıldıza sahip ama sezonu kupasız kapatacak Roma'dan bahsetmiyorlar, ezeli rakibimiz ve bizim 12 puan gerimizdeki Milan'dan bahsetmiyorlar ki onlar da sezonu kupasız kapatacak ya da her zaman olduğu gibi hakem hataları ile sezon başından beri puan toplayan Juventus'dan bahsetmiyorlar, Balotelli'nin penaltısından bahsediyorlar. Entellektüel orospuluğu sevmiyorum, entellektüel dürüstlüğü seviyorum."

Fenomen!