28 Eylül 2009 Pazartesi

Olay Adam: Bentdner


Bentdner daha önce de çıkardığı rezalet ile bloga konu olmuştu. Bu sefereki vakası ise şanssız bir trafik kazası. Pazar günü antremana giderken Aston Martin'i ile yoldan çıkıp ciddi bir kaza geçiren Danimarkalı forvet şans eseri kazadan sadece sıyrık ve morluklarla ayrılmış. Wenger de bu olay üzerine Bentdner'i Olympiakos maçının kadrosundan çıkarmış. Çok overrated olduğunu düşündüğüm bir oyuncu ancak merkez forvet olarak çok faydalı olabilecek bir fiziğe sahip. Oyun zekası ise sınırlı, kendini olduğundan daha büyük bir oyuncu olarak görüyor ve gereksiz işlere yapmaya kalkıyor. Daha önce Adebayor da takımdayken " Bu takımda kesinlikle oynaması gereken forvet oyuncusu benim" tarzı bir açıklama da yapmıştı.

Eden Hazard


7 Ocak 1991

Fransa Ligue 1 özellikle İngiltere liginin arka bahçesi konumunda. Fizik gücü yüksek, devamlılık ve teknik gerektiren Fransa'dan pek çok yetenek çıkıyor futbol sahnesine, bunların en yenilerinden birisi de Eden Hazard.

2 sezon önce Lille A takımına yükselen Hazard sürati ve yüksek top tekniği ile dikkat çekiyor. Şimdiye kadar 2 kere televizyonda izleme şansım oldu, bu maçlardaki performansıyla göz kamaştırdı. Sağ ayaklı oyuncu forvet hattının her bölgesinde ve forvet arkası olarak oynayabiliyor ancak ben en başarılı olduğu bölgenin sol açık olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar Lille'de çıktığı 41 maçta 4 gol attı ancak bunların büyük kısmında kulübeden gelip az süre aldığını eklemeliyim. Son dönemde Belçika A milli takımında da oynamaya başladı ve 15 gün sonra milli takımımız karşısında sahada olabilir. Alex Ferguson ve Arsene Wenger çoktan peşine takılmış durumdalar. Benim kanaatim doğru hocanın eline geçerse ,ki yukarıdaki 2 isim de bu tanıma uyuyor, sansasyonel bir oyuncu olabilir.

26 Eylül 2009 Cumartesi

U-20 World Cup


U-20 Dünya Kupası Perşembe akşamı Mısır'da Mısır-Trinidad Tobago maçıyla başladı. Milli takımımız finallerde yok, zaten 89 jenerasyonumuz çok zayıf oyunculardan kurulu bir takımdı ve Elit Grup'tan çıkamamıştı. Finallede ise Türkiye Süper Ligi'nden 2 oyuncu var. Almanya takımında Bursaspor kadrosundan stoper Cihan Kaptan - ki Leverkusen'den alınmıştı, ilginç bir şekilde hiç şans bulamadı ama Almanya milli takımlarında devamlı forma giyiyor - ve Kayserispor kadrosundan sezon başı Motherwell'den alınan Semih Aydilek yer alıyorlar. Hatta Semih Aydilek şu sıralarda oynanan ABD-Almanya maçında takımının ilk golünü attı. İspanya dün Taiti karşısında 8-0 ile şov yaptı ancak rakibin çok zayıf olduğunu da belirtelim. Almanya, İspanya,Brezilya ve ev sahibi Mısır turnuvadaki favorilerim. Bu 4 takımdan başkasının kazanacağını düşünmüyorum. TRT-3 haftaiçi sıklıkla canlı yayın yapacak maçlardan.

Hafta Arası


Blogger yüzünden ara vermiştik bloga, problem çözüldü ve tekrar aktive edelim. Haftaarası Avrupa Kupaları yoktu ancak La Liga ve Serie A mücadeleleri ve diğer liglerde kupalar vardı. Türkiye'de kupa maçları 1 hafta ertelendi ve gelecek Çarşamba oynanacak, bu turdan sonra TSL takımlarının da dahil olduğu grup sistemine geçilecek.

İspanya'da Barcelona, Real Madrid, Ronaldo, Messi ve Ibrahimovic kaldıkları yerden devam ettiler. Dünyanın gelmiş geçmiş en pahalı oyuncusu Ronaldo'nun yaptığı başlangıç fiyatıyla alakalı eleştirileri susturdu. Kaka bile şu ana kadar onun gölgesinde kaldı. Barcelona cephesinde ise 2 insanüstü yaratık Messi ve Ibrahimovic durdurulamaz oynuyorlar.

Serie A'da Juventus zor bir deplasmandan bir puanla döndü ve Lazio, Roma, Genoa deplasmanlarından 7 puan çıkartmış oldu, etkileyici bir performans. Milan yine tökezledi ve havlu attı daha şimdiden. Inter ve Juventus arasında cidden zevkli bir yarış yaşanacak.

Tuncay Stoke City'de ilk 11'de çıktığı ilk maçta çok etkileyici bir performans sergiledi, 2 asist ve 1 penaltı ile tamamladı maçı. Arsenal maçında Wilshere'in yediği tokat ise haftanın en ilgi çekici gelişmesiydi.

20 Eylül 2009 Pazar

Futbol Şöleni

Bayram günü harika bir maç oldu. City 3 kere geri döndü, United 2.yarı ezdi. 2.yarıda topla oynama oranı bir ara 78-22'ydi. Ferdinand'ın hatası ile Bellamy uzatmalarda beraberliği getirdi ancak uzatmanın uzatmasında 90+6'da Michael Owen yine kendine has bir golle skoru ilan etti.

United feci başladı, santrayla saldırdılar. Çok erken golü buldular ancak tasmasından kurtulmuş Bulldog gibi etrafa saldıran Tevez Foster'dan topu çalıp skoru eşitledi. Bundan sonraki dönemde özellikle SWP ile sağ tarafı etkili kullandı City, Manu ise yine aynı kanattan Giggs-Evra ikilisi ile geldi ancak ilk yarıdaki tempo City'i fena yıprattı. Adebayor, Santa Cruz, Robinho, Kompany gibi isimlerin eksikliğinde zayıflayan City kulübesi Mark Hughes'a hamle şansı vermedi ve City 2.yarıda yorulunca Manu'nun vites artırması karşısında çaresiz kaldı ve Fletcher'in kafasıyla maçı aslında kazandı.Ancak Rio Ferdinand gibi bir defans oyuncusundan beklenmeyecek bir hata giden maçı geri getirdi. Bellamy'nin neden bu takımda oynadığını gösteren performansı vardı bugün, harika bir ceza sahası dışı golü ve 3.goldeki inanılmaz hızı. United hak ettiği maçı kazanıyordu ki Ferdinand'ın hatası bir anda herşeyi berbat etti. Ancak 90 dakikaya 4 dakika ekleyen Howard Webb United'ın frikiği atmasına izin verdi ve 90+6'da Michael Owen çıktı sahneye. Uyudu City savunması, aynı ilk golde olduğu gibi ve Owen'ı solda bomboş bıraktılar, o da klasik gollerinden birini attı. Manchester derbisi adına ve maç öncesi kopan yaygaraya yakıştı. Son yılların en güzel maçlarından birini izledik.

Manchester United: Foster; O'Shea, Ferdinand, Vidic, Evra; Park (Valencia '62), Fletcher, Anderson (Carrick '90), Giggs ; Rooney, Berbatov (Owen '78)

Manchester City: Given; Richards, Lescott, Toure, Bridge; Shaun Wright-Phillips, Barry, Ireland, de Jong (Petrov '83); Tevez, Bellamy

Hayırlı Bayramlar


Herkesin bayramı kutlu olsun.

Sordum Sarı Çiçeğe Levent

"Beşiktaş, Beşiktaşlı ruhuna sahip olan taraftarların dualarıyla oralara geldi. İçten gelen, içten dualarla oldu. Biz kaybettik, rakipler de kaybetti. Buna başarı mı diyorsunuz? Dua ettik Beşiktaş şampiyon oldu"

18 Eylül 2009 Cuma

Şampiyonlar Ligi 1.Hafta


Biraz geç oldu ancak İstanbul seyahati ve blogger'ın yaşadığı problem bu yazıyı geciktirdi. Yeni formatıyla Şampiyonlar Ligi'nde ilk hafta oynandı ve dikkat çekici bir sürpriz yaşanmadan hafta kapandı. Atletico'nun evinde APOEL'i yenememesi şaşırtıcı olsa da sezona çok kötü başlamış Atletico'dan beklenecek bir skordu.

Bayern, Platini'nin yeni kuralı sayesinde bu lige gelen Maccabi Haifa deplasmanında zorlanmadan kazandı. Haifa'da Katan dikkat çekti. Bu arada Bayern'de Van Gaal yıldızlarla dolu kadroda gençleri kullanmaya devam ediyor. Badstuber, Müller gibi isimleri kullanmaya devam ediyor. Juventus ise Bordeaux karşısında önemli pozisyonlara girmesine rağmen bir duran top golüyle 1 puanla sahadan ayrıldı.

Zico'suz CSKA Wolfsburg deplasmanında dağıldı. Grafite'nin hat-trick'i gol krallığı adına da önemli bir adım. Madrid'de Ronaldo 2 frikik golü attı, Galacticos gol olup yağdı. Raul hala atmaya devam ediyor. Milan'da Pippo 11 başladı ve 2 zor golle Marsilya'yı yıktı. İlk gol açık ofsayt, Pippo yine çılgınlar gibi sevindi. Londra'daki müthiş bir yağmur altında Drogba'sız Chelsea Anelka ile kazandı. Atletico ise kötü oynamaya, kahretmeye devam ediyor.

Haftanın en meraklı beklenen maçında ise dağ fare doğurdu. Inter-Barcelona maçı beklentilerin altında kaldı. Mourinho Barca'yı durdurmayı başardı. Ibrahimovic 2 kez gole yaklaştı, seyircilerin yüreği ağzına geldi. 2. Adebayor vakası olabilirdi. Gökdeniz'li Rubin ise öne geçmesine rağmen Kiev'den mağlup döndü. Liverpool yine bir Platini dopingli Debrecen karşısında kötü oynayıp tek golle kazandı. Rangers-Stutgart gecenin en zevkli maçlarından biriydi, 2 takım da önemli fırsatlardan yararlanamadı. Sevilla'da Luis Fabiano atmaya devam ediyor. Unirea'yı rahat geçtiler. Haftanın maç olarak en heyecanlı mücadelesi Standart-Arsenal maçındaydı. Çaylak kaleci Mannone'yi 5 dakikada 2 golle sarsan Liege hakemin kurbanı oldu. Bariz ofsayttan gelen beraberlik golüyle yıkıldılar hemen arkasından 2.yi yediler. Hoca değişikliğine giden Olympiakos ise AZ Alkmaar'ı Pire'den çıkarmadı.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Beşiktaş: 0 Manchester United: 1


Mustafa Denizli maça saatler kala başladı sürprizlere bu sefer. Bobo'yu evine gönderdi. Ferguson'un yardımcısı Cumartesi akşamı Beşiktaş maçını izledikten sonra " Kötü oynadılar ancak Tello, Bobo ve Holosko'yu oynatmadılar" demişti. Denizli Bobo'yu evine gönderip, Tello'yu yanına alınca Ferguson için maç güzel başladı. Ekrem Dağ yine ön liberoydu ancak bu sefer en azından takımın santraforu oynadığı yeri iyi bilen Nobre'ydi.

Ligde 282 dakikadır gol atamayan Beşiktaş'ın United'a boş geçmesi sürpriz olmadı, hele ki hücum hattı bu kadar formsuzken. Geçen sene şampiyonluğa giderken Bobo, Holosko, Tello boş geçmiyorlardı, bu sene ise bu 3'lüden sadece Tello'nun performansı iyi düzeyde. Onu da Denizli kulubeye alınca Beşiktaş organizasyon sıkıntısı çekti. Dengesiz ancak iyi niyetli Serdar sürükledi ilk yarıda Beşiktaş'ın, onun deli dolu ancak akıl yoksunu atakları çok da tehlikeli olmadı United için. Ters cephede United'da Rooney ileride yalnız kaldı ve etkisizdi. Ancak 64'de yapılan 2 değişikliğe bakılırsa Sir Alex'in planı ilk 1 saatlik kısmı rölantide oynayıp City maçı öncesi çok fazla efor sarfetmemek olduğunu düşünüyorum. Owen-Berbatov ikilisinin oyuna girip United'ın 4-4-2'ye dönmesi oyunun kader anıydı. Mustafa Denizli bu dakikadan sonra oyuna müdahele edip Fink'i alarak 0-0'ı korumaya gidebilirdi, çünkü forvetin ikilenmesi ve kenardan vites artırın mesajını alan Valencia ve Nani'nin oyuna daha çok girmesi ile United golü atacağının sinyallerini verdi ve kaçınılmaz son geldi.

CL Fantasy Football


Fanları çoktur bu oyunun. Fantasy Football oyununun bana göre en zevkli olduğu yer Şampiyonlar Ligi. Yıllardır oynuyorum, bir de blogu takip edenler için lig oluşturmak istedim. Ligin adı PAPAZBLOG.

Lige katılmak için gerekli kod: 129414-38064

Herkesi bekliyorum.

15 Eylül 2009 Salı

Giggs Efsanesi & Besiktas vs Manu


Bu akşamki maça pek çok açıdan bakabiliriz. Ligde 3 maçtır gol atamayan, 5 hafta sonunda zirvedeki ikiliden 9 puan geriye düşen Beşiktaş'ın ayağa kalkış maçı da olabilir, Şampiyonlar Ligi'nde 12 maçtır yenilmeyen Manu için rekora kalan 2 maçtan birinin geride bırakılması da olabilir.

Şampiyonlar Ligi'nde sezon bu akşam başlıyor. Bizim için gözlerin üzerinde olduğu maç İnönü'de. Benim içinse Alex Ferguson'un takımını ama daha da önemlisi Ryan Giggs'i canlı ve kanlı şekilde izleme maçı. Tottenham-City maçları arasında rotasyona gidecektir Ferguson, umarım Giggs bu rotasyona kurban giden isim olmayacaktır.

Manu sezon başından beri 4-4-2 gibi diziliyor ancak yine bazı maçlarda 4-3-3'e yakın da oynadılar. Bu akşam da beklenti 4-3-3 olarak sahaya çıkmaları yönünde. Kalede Foster sezon başından beri güvensiz ancak önündeki Ferdinand-Vidic'in fit olmaları en büyük avantajı. Solda Evra, sağda ise Neville'ın oynaması bekleniyor. Bu 4'lünün önünde bir 3'lü. Manu'nun geçen sene en kilit noktalarından olan Carrick-Fletcher savaşçı ikilisinin yanında daha yumuşak Anderson tercihi. Anderson'un yerine Giggs'in oynamasını umut etsem de ibre Anderson'dan yana. Bu 3'lünün önünde Park ve Rooney ikilisi kanatlarda, ileride ise Berbatov.

2 hafta üstüste aynı 11'le çıkmayan, Ferrari-Sivok-Ernst-Fink gibi oturmaya başlayan ve defansif anlamda çok iyi verim veren 4'lüsünü en kritik maçta bozan Denizli'nin Beşiktaş'ına karşı Manu kendi deplasman oyununu oynayacaktır. Denizli için 2 kritik maç var bakması gereken. Burnley deplasmanında geriye düşüp maçı kaybeden Manu kapanan takıma karşı oyunu kenarlara taşıyıp, ceza sahasına etkili top göndermekte sınıfta kaldı, genelde şuta dayalı hücum etti. Ancak Wigan deplasmanında ilk yarıda etkisiz kalmalarına rağmen 2.yarıda bir anda müthiş bir hıza çıkıp 5-0 gibi bir skora gittiler. Beşiktaş, United'ın üzerine gitmeden Porto - Lyon maçlarında oynadığı gibi kontrollü bir oyun oynamalı. Denizli'nin de basın toplantısında dediği gibi 8 puan yeterli olabilir bu grupta. Denizli'nin hesabı United'ın grupta 15-16 puan civarı toplayıp diğer takımlardan kopması, dolayısıyla onlardan alınacak 1 puan bile ekstra olacaktır.

İnönü'de hem yaşayan efsaneleri izlemek hem de Beşiktaş'a destek olmak için yerimi alacağım ben de bu akşam. Ankara'dan uzun bir yoldan geldim bu maç için, Liverpool maçındakini de geçecek bir atmosfer ümidindeyim.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Hayallere Veda


BOSNA HERSEK-TÜRKİYE: 1-1

Hakemler: Olegario Benquerenca, Jose Silva, Joao Ferreira (Portekiz)

Bosna Hersek: Supic, Spahic, Nadarevic, Muratovic (61 Pjanic), Rahimic, Jahic, Misimovic, Salihovic, Ibisevic (69 Muslimovic), Ibricic (79 Vladavic), Dzeko

Türkiye: Volkan, Gökhan, Önder (46 İsmail), Servet, Hakan, Hamit (46 Sercan), Ceyhun, Emre, Arda, Tuncay, Semih

Goller: Salihovic (25)/ Emre (4)

Sarı Kartlar: Rahimic, Pjanic, Supic/ Emre, Arda, Ceyhun, Semih

Atatürk Havalimanı

7 Eylül 2009 Pazartesi

Pogba - Fornasier - Camilieri


Yukarıdaki 3 isim de pek tanıdık gelmiyor ancak 5 yıl içinde önemli oyuncular olması beklenen isimler. Ortak özellikleri ise 3 oyuncunun da yetiştikleri klüplerde değil, kendilerini henüz 18 yaşından küçükken ikna eden İngiltere'nin büyük klüplerinde oynamaları.

Pogba Le Havre'den Manchester United'a, Fornasier Fiorentina'dan Manchester United'a, Camilieri ise Reggina'dan Chelsea'ye transfer oldular. Chelsea'nin Kakuta transferinden ceza alması sonrası oyuncularını büyük klüplere kaptıran ekipler birer birer FIFA'ya dava açmaya hazırlanıyorlar. Manchester United ve Liverpool gibi klüpler de benzer cezaların korkusunu yaşamaya başladılar.

Platini soruna çözüm arayışında. En ciddi ve akla yatkın öneri futbolcuların 18 yaşından önce transfer yapmasını engellemek. Böylece reşit olmadan aklı çelinen oyunculara bir engel getirmiş olacaklar. Kararın ne olacağını önümüzdeki günler gösterecek.

Stoke & Call of Duty


Futbolcuları özellikle PS3 oynamaları çok meşhur. Uzun kamplarda futbolcuların en büyük eğlencesi PS3. Ancak Stoke City oyuncularının farklı bir tercihi var ve bunu takım içindeki uyumu artırmak için yapıyorlar.

Sağ kanat oyuncusu Liam Lawrence verdiği röportajda geceleri takım arkadaşlarıyla beraber Call of Duty ya da Gears of War oynadıklarını ve 8-10 kişilik gruplar halinde oynadıkları bu oyunların takım içindeki iletişimi artırdığını ve onları birbirine daha iyi bağladığını, birbirlerini anlama yetilerini geliştirdiğini belirtmiş.

Tony Pullis EPL'deki en yenilikçi ve yaratıcı menajerlerden biri. Bu fikir ondan mı çıktı bilinmez ancak 2.sezonunda EPL'ye iyi başlangıç yapan ve Tuncay transferiyle bir adım yukarı atan Stoke için işlerin sahada doğru gittiği bir gerçek.

Nadal

6 Eylül 2009 Pazar

Tango: 1 Samba: 3


Sahur vakti çok güzel maç oldu. Arjantin kazanma baskısını çok feci şekilde hissetti. Brezilya ise kazanması şart olmayan ama bu koşullarda ezeli rakibini yakalamış olmanın rahatlığı ile sahaya çıktı.

Arjantin'in bu 11 anlayışını hiç beğenmiyorum. Agüero, Messi, Tevez gibi yerden çok etkili forvetleri olabilir ama artık müthiş savunma oyuncuları yetiştiren Brezilya karşısında bu kadar yerden bitme adamla şansları çok az. Ben şu Arjantin kadrosunda Diego Milito'yu forvete koyarım, onun yanına 3'lüden 2'sini yerleştiririm. Maçtan sonra konuşmak kolay tabi, ancak bu benim Arjantin ile ilgili genel düşüncem. Forvette kısa oyunculara alan açacak koşuları yapacak, uzun savunmaları gücüyle dağıtabilecek bir oyuncu şart.

Brezilya ise klasik kadrosuyla sahadaydı. Tandemde Alex ya da Cris değil, Luizao vardı golünü de attı. Duran toplarda Brezilya çok ağır bastı, bunun sebebi Elano'nun başarılı frikiklerinin yanısıra 2 takım arasındaki bariz boy farkıydı. Brezilya takımında Elano ve Robinho dışında herkes uzun oyuncu iken, Arjantin takımı cüceler gibi kalıyordu yanlarında. Bir de Arjantin tandeminde şimdiye kadar toplam 2 kere milli olmuş olan Velez Sarsfield ikilisi yer alınca Kaka ve arkadaşları için hücum anlamında çok kolay bir maç oldu. Mascherano da arkasındaki ikiliyi toplamaktan ve Kaka'ya karşı oynamaktan kendi performansının çok altında kalınca Brezilya her atağa kalktığında tehlikeli oldu. Savunma yaptıklarında ise 4'lü defansın önüne 3'lü ortasahayı yanaştırıp Arjantin'in kısa boylu oyuncularına devamlı orta yaptırdılar, Luizao-Lucio ikilisi de armut toplar gibi topladı bu ortaları. Arjantin'in tek gol şansı, Messi'nin herkesi çalıma dizmesine ya da uzaktan bir şuta bağlı gibi duruyordu, 2.şık gerçekleşti.

Sonunda maçı hakeden ve açıkcası daha iyi " takım " olan kazandı. Arjantin'in hücum hattı çok iyi olsa da bu defansla Brezilya'da 2 sınıf gerideler. Ayala'yı tekrar milli takıma almayı düşünebilirler.

Argentina ( 1 ) : Mariano Andújar; Javier Zanetti, Nicolás Otamendi, Sebastián Domínguez, Gabriel Heinze; Maxi Rodríguez (m.46, Sergio Agüero), Javier Mascherano, Juan Sebastián Verón, Jesús Dátolo; Lionel Messi y Carlos Tevez (m.68, Diego Milito).

Brasil ( 3 ) : Julio César; Maicon, Lúcio, Luisao, André Santos; Elano (m.68, Daniel Alvez), Gilberto Silva, Felipe Melo; Kaká; Robinho (m.68, Ramíres) y Luis Fabiano (m.77, Adriano).

Goles: 0-1, m.24: Luisao. 0-2, m.31: Luis Fabiano. 1-2, m.65: Dátolo, 1-3, m.66: Luis Fabiano.

Türkiye U-19: 1 Portekiz U-19: 0


U-19 Milli takımımız milli maç arasında Irlanda'da düzenlenen özel bir turnuvaya katılıyor. Evsahibi İrlanda'nın yanısıra Portekiz ve Hollanda gibi Avrupa futbolunun önemli takımları katılıyor bu turnuvaya.

90 jenerasyonumuz Sercan Yıldırım dışında çok dikkat çekici bir isme sahip olmamasına rağmen bu yaz Avrupa Şampiyonası'na katılma başarısını gösterdi. Şimdi 91 jenerasyonu bayrağı devraldı ve 2010 Avrupa Şampiyonası için mücadele edecekler. Sıkça yazdığım gibi 91 jenerasyonu Türk Futbol tarihinin en parlak jenerasyonlarından birisi. Batuhan Karadeniz, Abdülkadir Kayali, Eren Albayrak, Özgür Çek, Soner Aydoğdu, Rıdvan Şimşek gibi isimler şimdiden adlarını duyurdular. Eren, Özgür, Soner, Rıdvan, Necip U-19'dan çok U-21 kadrosuna çağrılıyorlar, Batuhan genç milli takım seviyelerini çoktan atladı, yani İrlanda'ya özellikle hücum hattında zayıflamış bir kadro ile gittik. Ancak ilk maçta Portekiz karşısında galibiyeti almayı başardı milli takımımız. Bu akşam evsahibi İrlanda ile oynayacağız. 91 jenerasyonundan büyük beklentilerim var. Eğer Eren, Özgür, Necip gibi isimlerin burada oynamasına fırsat tanınırsa ve 92 jenerasyonundan dikkat çeken Gökhan Töre, Deniz Herber, Muhammet Demir, Berkin Kamil Arslan gibi isimlerle bu takım desteklenirse Avrupa Şampiyonluğu gelebilir. 2008'de Türkiye'deki U-17 Avrupa Şampiyonası finallerinde bu takımın yarı finalde penaltılarla Fransa'ya elendiğini unutmayalım.

Turkey: Eray Iscan, Erhan Karayer, Cenk Guvenc, Emrah Yollu, Volkan Dikmen, Abdulkadir Kayali (Capt.) (Karatas, 72 mins.), Cem Sultan (Tolga Mertoglu 79 mins.), Soner Aydogdu (Furkan Aydin, 60 mins.), Erkan Kas (Turhan, 67 mins.), Atilla Aybars Garhan, Abdulkadir Ozdemir

Portugal: Joao Figueiredo, Nuno Reis (Capt.), Roderick Miranda, Ricardo Dias (Pele, 65 mins.), Cedric Soares (Joao Amorim, 65 mins.), Sana (Luis Almeida, 55 mins), Zahavi (Januario, 55 mins.), Joao Carlos (Nelson Oliveria, 65 mins.), Alexandre Freitas, Danilo, Balde

Turkiye: 4 Estonya: 2


Sahaya çıkan kadro çağrılan Milli takımın çıkarabileceği en iyi kadrolardan biriydi. Tek eleştirim sağda Kazım'ın yerine Hamit'le başlanması, orta sahada defansif görevleri yapması için Ceyhun'a görev verilmesi şeklinde olabilirdi ancak Kazım'ın da sezon başından beri Fenerbahçe'de ciddi bir ilerleme gösterdiğini ve formda olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Buna rağmen Kazım oynadığı sürede milli takımın en başarısız ismiydi. Kötü oynamasının yanı sıra Gökhan Gönül'ün de çıkışlarını engelledi, sağ çizgiye çok fazla yapışık kaldı.

Beklenmedik bir gol yiyerek başladık. Hamit'ten beklenmeyecek bir pas hatası sonucu savunma oturmadan golü yedik. Ancak milli takımın şu anki en büyük artısı kadroya iskeleti sağlayan Galatasaray ve Fenerbahçe'nin sezona ciddi anlamda iyi girmeleri ve erken sezon açmaları dolayısıyla fiziki açıdan da üst düzeyde olmaları.

Emre'nin ortasahadaki baskılı oyunu ve Hamit'le beraber top kullanmadaki kaliteleri ile kısa zamanda oyunu rakip sahaya yığdık. Sağ tarafta hiç çalışmazken solda harikalar yaratan bir Arda vardı. Arda'da biraz durmak lazım. Arda için 2 sezon önce Lincoln'ün ilk geldiği dönemde Feldkamp tarafından kulübeye çekildiğinde şımardı, cızardı eleştirileri başlamıştı ancak 2008'in Ocak ayından başlayarak müthiş bir çıkış var Arda'da. Önce 90 dakika oynamasını öğrendi, sonra bazıları kilo aldı dese de bana göre vücudunu güçlendirdi ve sırtı dönük oyunda daha etkili olmaya başladı. Euro 2008'le güven sorununu ortadan kaldırdı ve Galatasaray kaptanlığını da alınca bambaşka bir oyuncu olmaya başladı. Türk futbolunda bu kadar kolay adam geçen oyuncular daha önce de geldi ( Sergen, Yusuf ) ancak bunları hiçbiri Arda gibi oyun disiplini içinde oynayamıyordu. Arda bu ligin en iyi oyuncusu benim gözümde ve bu sezon sonunda Avrupa'da reddedemeyeği bir teklif geleceğini düşünüyorum, hele ki milli takım finallere giderse Arda için çok büyük klüplerin devreye gireceğini düşünüyorum.

Maça dönersek; milli takım genel olarak hücum anlamında çok iyi bir oyun ortaya koydu. Uzun boylu Estonya savunmasına topu fazla havaya kaldırmadan, teknik ayaklarla sonuca gitti. Tuncay Şanlı, geçen sene müthiş bir Avusturya hazırlık maçı oynamıştı, o maçtaki performansına benzer bir performans sergiledi. Middlesbrough ya da Stoke City, ne olursa olsun Tuncay'ın futbolundaki bu ilerleme EPL'nin, Manu'ya, Chelsea'ye, Liverpool'a karşı devamlı oynamanın etkileri.

Sercan'ın ilk ciddi milli sınavıydı. Daha önce 2 kere hazırlık maçlarında oynamış ve etkili olmuştu. Uzun boylu savunma arasında kaybolması beklenebilirdi ancak Sercan çabuk ayakları ve dar alandaki hızıyla rakip savunmayı çok yıprattı. Sercan'ın çıkışları da Güiza gibi çok kaliteli ve 1.sınıf. Eğer takımda Alex gibi ona zamanlamalı pas atacak bir oyuncu olsa Sercan bu çıkışları ile çok gol atar. Hem Ukrayna hem de Estonya maçlarında Sercan santrafor arkasında Tuncay oynarken 7 gol attık, umarım Çarşamba akşamı Terim Nihat'a dönmez.

Bosna'yı Ermenistan karşısında Spormax'de izledim. Dzeko başımızı çok ağrıtacak ancak savunmaları Ermenistan karşısında çok açık verdi. Ermenistan'ın yeteneksiz ve beceriksiz ayakları hücum bölgelerinde çok etkisizdiler ama aynı pozisyonları bize verirseler o maç farklı biter, aynısı bizim takım için de geçerli. Çarşamba akşamı iki takım da çok daha disiplinli oynayacaklardır. Ben milli takımdaki - zorunlu Gökhan Zan değişikliği dışında - tek değişikliğin Hamit'in Kazım'ın yerine sağa çekilip, Ceyhun'un 11'de ön libero olarak başlaması gerektiği olduğunu düşünüyorum. Ceyhun'un hava toplarındaki etkinliği de hem duran top savunması hem de hücumu açısından milli takıma artı olacaktır.

4 Eylül 2009 Cuma

Kurtar Bizi Vural


Söylenecek çok fazla birşey yok. Geçen sene de yazmıştım, bu konuya çözüm bulunmak zorunda. Yılmaz Vural gelsin kurtarsın artık sökmüyor. Dön Baba Dönelim'in son versiyonu da Kasımpaşa'da sahnede.

3 Eylül 2009 Perşembe

Chelsea'ye Verilen Ceza


FIFA, Chelsea'yi Gael Kakuta transferinde usulsüzlük yapmaktan dolayı 2 transfer döneminde transfer yapamama cezasına çarptırdı. Yani Ocak 2010 ve daha önemlisi Temmuz 2010 dönemlerinde Chelsea transfer yapamayacak. Bu da en az 2 sezon daha eldeki kadro ile devam edileceği anlamına geliyor.

Chelsea'nin eldeki kadrosunun yaşlandığını göz önüne alırsak karar çok kötü etkileyecek diye düşünebiliriz ancak eldeki oyuncuları kaybetmediği sürece Chelsea'nin çok yaratıcı bir forvet dışında önemli bir ihtiyacı yok. Hem genç oyuncular hem de tecrübeli isimlerle çok geniş bir kadroya sahip Chelsea. Bu karar belki de Mancienne, Sturridge, Gökhan Töre, Kakuta gibi isimlerin önünü açıp onların A takımda şans bulmasına yol açacak. Kakuta için 2008'deki U-17 Şampiyonası'nda çıplak gözle izleyip bir yazı yazmıştım. Çok yetenekli bir oyuncu ancak klübe maliyeti çok ağır oldu.

Ruud Van Nistelrooy


Van Nistelrooy son dönemin en büyük golcülerinden. 2008 Kasım'ından beri diz sakatlığından dolayı oynayamıyor. Tekrar futbol oynamasının çok zor olduğu ve bu yaşta bu kadar ciddi bir ameliyattan dönmesinin çok zor olduğu söyleniyordu. Ancak Van Nistelrooy futbola dönmeye niyetli. Rosenborg ile oynanan hazırlık maçında yaklaşık 9 ay sonra 15 dakika forma giydi.

RVN'nin bu sezon iyice şişen Real Madrid kadrosunda forma şansı bulması çok zor. Eğer sağlığına kavuşursa Ocak'ta EPL'ye ya da ülkesine dönebilir. Sağlığını bulduğu takdirde Van Nistelrooy gideceği her takım için 2 maçta 1 golden fazla istatistik yakalayacaktır. 501 maçta 317 gol attığı kariyeri bunun en büyük referansı. Aşağıda Van Nistelrooy'un ameliyat sonrası dizinin hali.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Turgay Bahadır


15 Ocak 1984

Öncelikle bir itiraf ile başlayayım. Ben Turgay'ı ilk izlediğim dönemlerde hiç tutmuyordum, bunda belki Kayseri'de daha çok sağ açık olarak kullanılmasının da etkisi olabilir ancak ilk başlarda TSL için bile yetersiz bir oyuncu olduğu izlenimine kapılmıştım.

Ancak Turgay'ın kaderi geçen sene Kayserispor'un yaşadığı forvet krizi ile değişti. Tolunay Kafkas onu forvet olarak kullanmaya başlayınca Turgay'ın fiziksel özellikleri sahada daha ağır basmaya başladı ve Turgay dikkat çekti. Fatih Terim tarafından Milli Takım aday kadrosuna dahil edildi ancak daha önce 2 kere Avusturya U-21 forması giydiği için milli takım forması giyemedi. Ancak FIFA'nın yeni kararı sonrası Önder Turacı milli takım forması giyebildiği gibi Turgay da milli takımda oynayabilir.

Turgay son 1 yıl içinde çok önemli aşama kaydetti. Ertuğrul Sağlam onu aldı ve Sercan'ın yanına pivot santrafor olarak monte etti. 1.90 boyu, boyuna göre çok çabuk bir oyuncu olması ile yıllardır uzun boylu ve hava hakimiyetine sahip forvet ihtiyacı olan Türk futbolu için değerlendirilmesi şart olan bir isim Turgay. Terim 18 yaşındaki Batuhan'dan çok büyük beklenti içinde, ancak her ne kadar aksini umut etsem de Batuhan'ın bu kafa yapısıyla aranan oyuncu olması çok zor. Bu nedenle Turgay'ın daha dikkatli izlemesini ve kesinlikle değerlendirmesini umut ediyorum.

1 Eylül 2009 Salı

Azar Karadas Kasımpaşa'da


Azar Karadas özellikle Benfica'da oynarken Şampiyonlar Ligi'nde de oynaması nedeniyle çok dikkat çekmişti. Hem Galatasaray'ın, hem de Beşiktaş'ın gündemine gelmişti. Daha sonra Portsmouth ve Kaiserslautern'e gitti, en sonunda ülkesine Brann Bergen'e döndü. Forvet olarak tanınmasına rağmen Brann'da daha çok stoper olarak kullanıldı.

Kasımpaşa Türk pasaportu da bulunan oyuncu ile sözleşme imzaladı ve bundan sonra Karadas'ı daha yakından izleyebileceğiz. Merak ettiğim oyuncular arasında.