2 Ekim 2009 Cuma

Kurtar Bizi Ceyhun Eriş!

GK: Volkan Demirel , Sinan Bolat, Rustu Recber

DEF: Servet Cetın , Hakan Balta, Sabri Sarioglu, Gokhan Gonul , Ceyhun Gulselam, Onder Turaci, Ismail Koybasi, Ibrahim Kas

MID: Emre Belozoglu, Kazim, Nuri Sahin, Arda Turan , Hamit Altintop , Ceyhun Eris, Yusuf Simsek, Ayhan Akman

FOR: Nihat Kahveci, Halil Altintop, Sercan Yildirim, Tuncay Sanli , Semih Senturk, Gokhan Unal

1 Ekim 2009 Perşembe

NBA'de Twitter Yasağı


NBA'de perde bu gece hazırlık maçları ile açılırken normal sezonun başlamasına 25 günden fazla var. Son dönemlerin modası Twitter'a NBA'den yasak geldi sezonun başlamasından önce. Oyuncuların maçlardan 45 dakika öncesinden maç sonuna kadar "tweet" yapmasını yasakladı NBA yönetimi. 1 milyondan fazla insan Twitter de NBA'i takip ediyor ve Shaq başta olmak üzere pek çok NBA oyuncusu bugüne kadar Twitter aracılığıyla ilginç açıklamalarda bulundu

Lacina Traoré


20 Ağustos 1990

Avrupa Ligi ilk maçlarında dikkat çeken isimlere değinmek istiyorum bugünkü 2.maçlar öncesi. İlki CFR Cluj'un dev forveti Traore. Fildişi Sahilli oyuncu 1.5 yıl önce ASEC Abijdan'dan Cluj'a katıldı. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen 1.98 boyu ve etkili sol ayağı ile dikkat çekiyor. Son dönemde bu tarz oyuncular çok tutuluyor, Traore de hem fiziği hem de ASEC Abijdan çıkışlı olması ile yakın zamanda büyük bir ligde izleyebileceğimiz bir oyuncu. Şu ana kadar Cluj adına 15 maçta 5 gol kaydetti.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Olay Adam: Bentdner


Bentdner daha önce de çıkardığı rezalet ile bloga konu olmuştu. Bu sefereki vakası ise şanssız bir trafik kazası. Pazar günü antremana giderken Aston Martin'i ile yoldan çıkıp ciddi bir kaza geçiren Danimarkalı forvet şans eseri kazadan sadece sıyrık ve morluklarla ayrılmış. Wenger de bu olay üzerine Bentdner'i Olympiakos maçının kadrosundan çıkarmış. Çok overrated olduğunu düşündüğüm bir oyuncu ancak merkez forvet olarak çok faydalı olabilecek bir fiziğe sahip. Oyun zekası ise sınırlı, kendini olduğundan daha büyük bir oyuncu olarak görüyor ve gereksiz işlere yapmaya kalkıyor. Daha önce Adebayor da takımdayken " Bu takımda kesinlikle oynaması gereken forvet oyuncusu benim" tarzı bir açıklama da yapmıştı.

Eden Hazard


7 Ocak 1991

Fransa Ligue 1 özellikle İngiltere liginin arka bahçesi konumunda. Fizik gücü yüksek, devamlılık ve teknik gerektiren Fransa'dan pek çok yetenek çıkıyor futbol sahnesine, bunların en yenilerinden birisi de Eden Hazard.

2 sezon önce Lille A takımına yükselen Hazard sürati ve yüksek top tekniği ile dikkat çekiyor. Şimdiye kadar 2 kere televizyonda izleme şansım oldu, bu maçlardaki performansıyla göz kamaştırdı. Sağ ayaklı oyuncu forvet hattının her bölgesinde ve forvet arkası olarak oynayabiliyor ancak ben en başarılı olduğu bölgenin sol açık olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar Lille'de çıktığı 41 maçta 4 gol attı ancak bunların büyük kısmında kulübeden gelip az süre aldığını eklemeliyim. Son dönemde Belçika A milli takımında da oynamaya başladı ve 15 gün sonra milli takımımız karşısında sahada olabilir. Alex Ferguson ve Arsene Wenger çoktan peşine takılmış durumdalar. Benim kanaatim doğru hocanın eline geçerse ,ki yukarıdaki 2 isim de bu tanıma uyuyor, sansasyonel bir oyuncu olabilir.

26 Eylül 2009 Cumartesi

U-20 World Cup


U-20 Dünya Kupası Perşembe akşamı Mısır'da Mısır-Trinidad Tobago maçıyla başladı. Milli takımımız finallerde yok, zaten 89 jenerasyonumuz çok zayıf oyunculardan kurulu bir takımdı ve Elit Grup'tan çıkamamıştı. Finallede ise Türkiye Süper Ligi'nden 2 oyuncu var. Almanya takımında Bursaspor kadrosundan stoper Cihan Kaptan - ki Leverkusen'den alınmıştı, ilginç bir şekilde hiç şans bulamadı ama Almanya milli takımlarında devamlı forma giyiyor - ve Kayserispor kadrosundan sezon başı Motherwell'den alınan Semih Aydilek yer alıyorlar. Hatta Semih Aydilek şu sıralarda oynanan ABD-Almanya maçında takımının ilk golünü attı. İspanya dün Taiti karşısında 8-0 ile şov yaptı ancak rakibin çok zayıf olduğunu da belirtelim. Almanya, İspanya,Brezilya ve ev sahibi Mısır turnuvadaki favorilerim. Bu 4 takımdan başkasının kazanacağını düşünmüyorum. TRT-3 haftaiçi sıklıkla canlı yayın yapacak maçlardan.

Hafta Arası


Blogger yüzünden ara vermiştik bloga, problem çözüldü ve tekrar aktive edelim. Haftaarası Avrupa Kupaları yoktu ancak La Liga ve Serie A mücadeleleri ve diğer liglerde kupalar vardı. Türkiye'de kupa maçları 1 hafta ertelendi ve gelecek Çarşamba oynanacak, bu turdan sonra TSL takımlarının da dahil olduğu grup sistemine geçilecek.

İspanya'da Barcelona, Real Madrid, Ronaldo, Messi ve Ibrahimovic kaldıkları yerden devam ettiler. Dünyanın gelmiş geçmiş en pahalı oyuncusu Ronaldo'nun yaptığı başlangıç fiyatıyla alakalı eleştirileri susturdu. Kaka bile şu ana kadar onun gölgesinde kaldı. Barcelona cephesinde ise 2 insanüstü yaratık Messi ve Ibrahimovic durdurulamaz oynuyorlar.

Serie A'da Juventus zor bir deplasmandan bir puanla döndü ve Lazio, Roma, Genoa deplasmanlarından 7 puan çıkartmış oldu, etkileyici bir performans. Milan yine tökezledi ve havlu attı daha şimdiden. Inter ve Juventus arasında cidden zevkli bir yarış yaşanacak.

Tuncay Stoke City'de ilk 11'de çıktığı ilk maçta çok etkileyici bir performans sergiledi, 2 asist ve 1 penaltı ile tamamladı maçı. Arsenal maçında Wilshere'in yediği tokat ise haftanın en ilgi çekici gelişmesiydi.

20 Eylül 2009 Pazar

Futbol Şöleni

Bayram günü harika bir maç oldu. City 3 kere geri döndü, United 2.yarı ezdi. 2.yarıda topla oynama oranı bir ara 78-22'ydi. Ferdinand'ın hatası ile Bellamy uzatmalarda beraberliği getirdi ancak uzatmanın uzatmasında 90+6'da Michael Owen yine kendine has bir golle skoru ilan etti.

United feci başladı, santrayla saldırdılar. Çok erken golü buldular ancak tasmasından kurtulmuş Bulldog gibi etrafa saldıran Tevez Foster'dan topu çalıp skoru eşitledi. Bundan sonraki dönemde özellikle SWP ile sağ tarafı etkili kullandı City, Manu ise yine aynı kanattan Giggs-Evra ikilisi ile geldi ancak ilk yarıdaki tempo City'i fena yıprattı. Adebayor, Santa Cruz, Robinho, Kompany gibi isimlerin eksikliğinde zayıflayan City kulübesi Mark Hughes'a hamle şansı vermedi ve City 2.yarıda yorulunca Manu'nun vites artırması karşısında çaresiz kaldı ve Fletcher'in kafasıyla maçı aslında kazandı.Ancak Rio Ferdinand gibi bir defans oyuncusundan beklenmeyecek bir hata giden maçı geri getirdi. Bellamy'nin neden bu takımda oynadığını gösteren performansı vardı bugün, harika bir ceza sahası dışı golü ve 3.goldeki inanılmaz hızı. United hak ettiği maçı kazanıyordu ki Ferdinand'ın hatası bir anda herşeyi berbat etti. Ancak 90 dakikaya 4 dakika ekleyen Howard Webb United'ın frikiği atmasına izin verdi ve 90+6'da Michael Owen çıktı sahneye. Uyudu City savunması, aynı ilk golde olduğu gibi ve Owen'ı solda bomboş bıraktılar, o da klasik gollerinden birini attı. Manchester derbisi adına ve maç öncesi kopan yaygaraya yakıştı. Son yılların en güzel maçlarından birini izledik.

Manchester United: Foster; O'Shea, Ferdinand, Vidic, Evra; Park (Valencia '62), Fletcher, Anderson (Carrick '90), Giggs ; Rooney, Berbatov (Owen '78)

Manchester City: Given; Richards, Lescott, Toure, Bridge; Shaun Wright-Phillips, Barry, Ireland, de Jong (Petrov '83); Tevez, Bellamy

Hayırlı Bayramlar


Herkesin bayramı kutlu olsun.

Sordum Sarı Çiçeğe Levent

"Beşiktaş, Beşiktaşlı ruhuna sahip olan taraftarların dualarıyla oralara geldi. İçten gelen, içten dualarla oldu. Biz kaybettik, rakipler de kaybetti. Buna başarı mı diyorsunuz? Dua ettik Beşiktaş şampiyon oldu"

18 Eylül 2009 Cuma

Şampiyonlar Ligi 1.Hafta


Biraz geç oldu ancak İstanbul seyahati ve blogger'ın yaşadığı problem bu yazıyı geciktirdi. Yeni formatıyla Şampiyonlar Ligi'nde ilk hafta oynandı ve dikkat çekici bir sürpriz yaşanmadan hafta kapandı. Atletico'nun evinde APOEL'i yenememesi şaşırtıcı olsa da sezona çok kötü başlamış Atletico'dan beklenecek bir skordu.

Bayern, Platini'nin yeni kuralı sayesinde bu lige gelen Maccabi Haifa deplasmanında zorlanmadan kazandı. Haifa'da Katan dikkat çekti. Bu arada Bayern'de Van Gaal yıldızlarla dolu kadroda gençleri kullanmaya devam ediyor. Badstuber, Müller gibi isimleri kullanmaya devam ediyor. Juventus ise Bordeaux karşısında önemli pozisyonlara girmesine rağmen bir duran top golüyle 1 puanla sahadan ayrıldı.

Zico'suz CSKA Wolfsburg deplasmanında dağıldı. Grafite'nin hat-trick'i gol krallığı adına da önemli bir adım. Madrid'de Ronaldo 2 frikik golü attı, Galacticos gol olup yağdı. Raul hala atmaya devam ediyor. Milan'da Pippo 11 başladı ve 2 zor golle Marsilya'yı yıktı. İlk gol açık ofsayt, Pippo yine çılgınlar gibi sevindi. Londra'daki müthiş bir yağmur altında Drogba'sız Chelsea Anelka ile kazandı. Atletico ise kötü oynamaya, kahretmeye devam ediyor.

Haftanın en meraklı beklenen maçında ise dağ fare doğurdu. Inter-Barcelona maçı beklentilerin altında kaldı. Mourinho Barca'yı durdurmayı başardı. Ibrahimovic 2 kez gole yaklaştı, seyircilerin yüreği ağzına geldi. 2. Adebayor vakası olabilirdi. Gökdeniz'li Rubin ise öne geçmesine rağmen Kiev'den mağlup döndü. Liverpool yine bir Platini dopingli Debrecen karşısında kötü oynayıp tek golle kazandı. Rangers-Stutgart gecenin en zevkli maçlarından biriydi, 2 takım da önemli fırsatlardan yararlanamadı. Sevilla'da Luis Fabiano atmaya devam ediyor. Unirea'yı rahat geçtiler. Haftanın maç olarak en heyecanlı mücadelesi Standart-Arsenal maçındaydı. Çaylak kaleci Mannone'yi 5 dakikada 2 golle sarsan Liege hakemin kurbanı oldu. Bariz ofsayttan gelen beraberlik golüyle yıkıldılar hemen arkasından 2.yi yediler. Hoca değişikliğine giden Olympiakos ise AZ Alkmaar'ı Pire'den çıkarmadı.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Beşiktaş: 0 Manchester United: 1


Mustafa Denizli maça saatler kala başladı sürprizlere bu sefer. Bobo'yu evine gönderdi. Ferguson'un yardımcısı Cumartesi akşamı Beşiktaş maçını izledikten sonra " Kötü oynadılar ancak Tello, Bobo ve Holosko'yu oynatmadılar" demişti. Denizli Bobo'yu evine gönderip, Tello'yu yanına alınca Ferguson için maç güzel başladı. Ekrem Dağ yine ön liberoydu ancak bu sefer en azından takımın santraforu oynadığı yeri iyi bilen Nobre'ydi.

Ligde 282 dakikadır gol atamayan Beşiktaş'ın United'a boş geçmesi sürpriz olmadı, hele ki hücum hattı bu kadar formsuzken. Geçen sene şampiyonluğa giderken Bobo, Holosko, Tello boş geçmiyorlardı, bu sene ise bu 3'lüden sadece Tello'nun performansı iyi düzeyde. Onu da Denizli kulubeye alınca Beşiktaş organizasyon sıkıntısı çekti. Dengesiz ancak iyi niyetli Serdar sürükledi ilk yarıda Beşiktaş'ın, onun deli dolu ancak akıl yoksunu atakları çok da tehlikeli olmadı United için. Ters cephede United'da Rooney ileride yalnız kaldı ve etkisizdi. Ancak 64'de yapılan 2 değişikliğe bakılırsa Sir Alex'in planı ilk 1 saatlik kısmı rölantide oynayıp City maçı öncesi çok fazla efor sarfetmemek olduğunu düşünüyorum. Owen-Berbatov ikilisinin oyuna girip United'ın 4-4-2'ye dönmesi oyunun kader anıydı. Mustafa Denizli bu dakikadan sonra oyuna müdahele edip Fink'i alarak 0-0'ı korumaya gidebilirdi, çünkü forvetin ikilenmesi ve kenardan vites artırın mesajını alan Valencia ve Nani'nin oyuna daha çok girmesi ile United golü atacağının sinyallerini verdi ve kaçınılmaz son geldi.

CL Fantasy Football


Fanları çoktur bu oyunun. Fantasy Football oyununun bana göre en zevkli olduğu yer Şampiyonlar Ligi. Yıllardır oynuyorum, bir de blogu takip edenler için lig oluşturmak istedim. Ligin adı PAPAZBLOG.

Lige katılmak için gerekli kod: 129414-38064

Herkesi bekliyorum.

15 Eylül 2009 Salı

Giggs Efsanesi & Besiktas vs Manu


Bu akşamki maça pek çok açıdan bakabiliriz. Ligde 3 maçtır gol atamayan, 5 hafta sonunda zirvedeki ikiliden 9 puan geriye düşen Beşiktaş'ın ayağa kalkış maçı da olabilir, Şampiyonlar Ligi'nde 12 maçtır yenilmeyen Manu için rekora kalan 2 maçtan birinin geride bırakılması da olabilir.

Şampiyonlar Ligi'nde sezon bu akşam başlıyor. Bizim için gözlerin üzerinde olduğu maç İnönü'de. Benim içinse Alex Ferguson'un takımını ama daha da önemlisi Ryan Giggs'i canlı ve kanlı şekilde izleme maçı. Tottenham-City maçları arasında rotasyona gidecektir Ferguson, umarım Giggs bu rotasyona kurban giden isim olmayacaktır.

Manu sezon başından beri 4-4-2 gibi diziliyor ancak yine bazı maçlarda 4-3-3'e yakın da oynadılar. Bu akşam da beklenti 4-3-3 olarak sahaya çıkmaları yönünde. Kalede Foster sezon başından beri güvensiz ancak önündeki Ferdinand-Vidic'in fit olmaları en büyük avantajı. Solda Evra, sağda ise Neville'ın oynaması bekleniyor. Bu 4'lünün önünde bir 3'lü. Manu'nun geçen sene en kilit noktalarından olan Carrick-Fletcher savaşçı ikilisinin yanında daha yumuşak Anderson tercihi. Anderson'un yerine Giggs'in oynamasını umut etsem de ibre Anderson'dan yana. Bu 3'lünün önünde Park ve Rooney ikilisi kanatlarda, ileride ise Berbatov.

2 hafta üstüste aynı 11'le çıkmayan, Ferrari-Sivok-Ernst-Fink gibi oturmaya başlayan ve defansif anlamda çok iyi verim veren 4'lüsünü en kritik maçta bozan Denizli'nin Beşiktaş'ına karşı Manu kendi deplasman oyununu oynayacaktır. Denizli için 2 kritik maç var bakması gereken. Burnley deplasmanında geriye düşüp maçı kaybeden Manu kapanan takıma karşı oyunu kenarlara taşıyıp, ceza sahasına etkili top göndermekte sınıfta kaldı, genelde şuta dayalı hücum etti. Ancak Wigan deplasmanında ilk yarıda etkisiz kalmalarına rağmen 2.yarıda bir anda müthiş bir hıza çıkıp 5-0 gibi bir skora gittiler. Beşiktaş, United'ın üzerine gitmeden Porto - Lyon maçlarında oynadığı gibi kontrollü bir oyun oynamalı. Denizli'nin de basın toplantısında dediği gibi 8 puan yeterli olabilir bu grupta. Denizli'nin hesabı United'ın grupta 15-16 puan civarı toplayıp diğer takımlardan kopması, dolayısıyla onlardan alınacak 1 puan bile ekstra olacaktır.

İnönü'de hem yaşayan efsaneleri izlemek hem de Beşiktaş'a destek olmak için yerimi alacağım ben de bu akşam. Ankara'dan uzun bir yoldan geldim bu maç için, Liverpool maçındakini de geçecek bir atmosfer ümidindeyim.

10 Eylül 2009 Perşembe

9 Eylül 2009 Çarşamba

Hayallere Veda


BOSNA HERSEK-TÜRKİYE: 1-1

Hakemler: Olegario Benquerenca, Jose Silva, Joao Ferreira (Portekiz)

Bosna Hersek: Supic, Spahic, Nadarevic, Muratovic (61 Pjanic), Rahimic, Jahic, Misimovic, Salihovic, Ibisevic (69 Muslimovic), Ibricic (79 Vladavic), Dzeko

Türkiye: Volkan, Gökhan, Önder (46 İsmail), Servet, Hakan, Hamit (46 Sercan), Ceyhun, Emre, Arda, Tuncay, Semih

Goller: Salihovic (25)/ Emre (4)

Sarı Kartlar: Rahimic, Pjanic, Supic/ Emre, Arda, Ceyhun, Semih

Atatürk Havalimanı

7 Eylül 2009 Pazartesi

Pogba - Fornasier - Camilieri


Yukarıdaki 3 isim de pek tanıdık gelmiyor ancak 5 yıl içinde önemli oyuncular olması beklenen isimler. Ortak özellikleri ise 3 oyuncunun da yetiştikleri klüplerde değil, kendilerini henüz 18 yaşından küçükken ikna eden İngiltere'nin büyük klüplerinde oynamaları.

Pogba Le Havre'den Manchester United'a, Fornasier Fiorentina'dan Manchester United'a, Camilieri ise Reggina'dan Chelsea'ye transfer oldular. Chelsea'nin Kakuta transferinden ceza alması sonrası oyuncularını büyük klüplere kaptıran ekipler birer birer FIFA'ya dava açmaya hazırlanıyorlar. Manchester United ve Liverpool gibi klüpler de benzer cezaların korkusunu yaşamaya başladılar.

Platini soruna çözüm arayışında. En ciddi ve akla yatkın öneri futbolcuların 18 yaşından önce transfer yapmasını engellemek. Böylece reşit olmadan aklı çelinen oyunculara bir engel getirmiş olacaklar. Kararın ne olacağını önümüzdeki günler gösterecek.

Stoke & Call of Duty


Futbolcuları özellikle PS3 oynamaları çok meşhur. Uzun kamplarda futbolcuların en büyük eğlencesi PS3. Ancak Stoke City oyuncularının farklı bir tercihi var ve bunu takım içindeki uyumu artırmak için yapıyorlar.

Sağ kanat oyuncusu Liam Lawrence verdiği röportajda geceleri takım arkadaşlarıyla beraber Call of Duty ya da Gears of War oynadıklarını ve 8-10 kişilik gruplar halinde oynadıkları bu oyunların takım içindeki iletişimi artırdığını ve onları birbirine daha iyi bağladığını, birbirlerini anlama yetilerini geliştirdiğini belirtmiş.

Tony Pullis EPL'deki en yenilikçi ve yaratıcı menajerlerden biri. Bu fikir ondan mı çıktı bilinmez ancak 2.sezonunda EPL'ye iyi başlangıç yapan ve Tuncay transferiyle bir adım yukarı atan Stoke için işlerin sahada doğru gittiği bir gerçek.