17 Temmuz 2008 Perşembe

Yattara


Gökdeniz'in sezon içinde gitmesinden sonra yavaş yavaş takım içinde liderliğe soyunmaya başlamıştı zaten Yattara. Gerede kampında en sıkı çalışanların başında geliyor, 22 yeni transferin olduğu takımda geçen seneden kalan çok az isim var ve Yattara takımın saha içi saha dışı liderliği konusunda çok istekli görünüyor. Hüseyin'in muhtemelen yedek kalacağı, Slyva sorunu çözülürse Tolga'nın da kalede olmayacağını düşünürsek bu takıma kaptan gerekiyor.

Sylva
Serkan Balci - Song - Giray - Cale (Egemen)
Yattara - Selçuk İnan - Ceyhun - Colman
Gökhan Ünal - Umut

benim şu anki kadrodan çıkardığım en iyi 11, bu takımda geçen seneden sadece 3 isim başlamış oluyor. Kaptanlık için 2 ciddi aday çıkıyor doğal olarak, ya 5 yıldır takımda oynayan Yattara ya da milli takımda kaptanlık yapan ve doğuştan bir lider olan Song.

Ben Song'un kaptan olmasını, Yattara'nın da (ki Yanal'ın da onu yapmayı düşündüğünü tahmin ediyorum) takımın saha içi lideri, 1.adamı olmasını bekliyorum. Uyum sorunu önemli bu kadroda ama alınan isimler hep milli takım ayarında genç isimler, bu sezon 2.lik çok iyi başarı olur bence, 2-3 yıl da içinde fırtınalar estirebilecek bir takımın temelleri atıldı çünkü.

Şampiyonluk ise zor olsa da neden olmasın.

Aimar Benfica'da


Avrupa'ya geldiğinde estetik hareketleri ve aralardan kayması ile hayran bırakmıştı beni kendine. O saç stilinde hele de forvete dönük oynayan isimlere her zaman sempati duydum zaten.

İlk geldiğinde Valencia'da önemli işler yaptı, yeni Maradona tag'ına uygun oynuyordu ki Benitez sonrası Valencia'nın girdiği düşüş onu da çok etkiledi, bir türlü eski formunu bulamadı, en sonunda Zaragoza'ya gitti orada kötü 2 sezon geçirdi ve en sonunda küme düştü.

Şimdiki durağı 6.5 milyon euro karşılığı Benfica olacak. 1961 ve 1962'de Benfica'yı Avrupa Şampiyonu yapan ama daha sonra yönetim ile sorunlar yaşayıp ayrılan efsanevi Guttman " Bir 100 yıl daha geçse Avrupa Şampiyonu olamaycaklar" diye lanetlediği takıma gidiyor. Gözden düşen bir oyuncu için son şans, burada da tutunamazsa yolu Arjantin olacaktır.

Hleb Barca'da

Barca 4-3-3 ün tarafı için çift taraflı oynayabilecek önemli bir transfere imza attı. Hatta Guardiola'nın oyun yapısına göre Deco'nun rolünü bile üstlenebilir, çünkü Stutgart'ta iken klasik bir 10 numaraydı.

Aurelio


Fenerbahçe'nin Emre transferinde para konusu dışında dorğu yaptığını düşündüğümü belirtmiştim. Para fazla verilmiş olsa da yabancı sınırlaması nedeniyle Fenerbahçe'nin o mevkide yerli bir oyuncuya ihtiyacı vardı ve Emre'den iyisi yok şu an için. Aragones gibi disiplinli bir hoca ile de kaytaramayacağını hesaba katarsak ya batar Emre ya da yeniden parlar Fenerbahçe'de. Arada kalacağını düşünmüyorum.

Guiza ile de çok önemli bir bomba patlatan Fenerbahçe Aurelio'yu kaybederek çok büyük yara aldı. Bu takımın en kilit adamıydı Alex'den sonra Aurelio.

Onu ilk kez Ankara'da Gençlerbirliği-Trabzon TSYD maçında izledeğim günü hatırladım 7 yıl önce. Gelen 4 Brezilyalı arasında farklı olduğu ilk baştan belli olmuştu, Trabzon'da forvet arkası oynuyordu ve 64 maçta 15 gol gibi çok iyi bir istatistiği vardı. Fenerbahçe'de Daum önce onu istemedi sonra defansif ortasahaya koyduğunda Aurelio'daki müthiş gelişim başladı, top kullanma becerilerinin yanına uzun bacaklarının da faydası ile top kazanma ve yer tutma becerilerini de ekleyince Aurelio gittikçe 1.sınıf bir ortasaha oyuncusuna dönüştü. Milli takımda ilk oynadığı maçtan itibaren 1 tane kötü oynadığı maçı gösteremeyiz.

La Liga'da Nihat, Ersen, İbrahim Kaş'tan sonra 4. Türk oyuncumuz olarak yer alacak artık. Betis kendi adına müthiş bir transfer yaptı. Fenerbahçe ise Maldonado-Deniz-Selçuk'un 3ünü üst üste koysa yerini dolduramayacağı bir ismi kaybetti.

Romaric, Fernando Navarro ve Squillaci


Üstteki 3 isim de bu yaz Sevilla kadrosuna katılan isimler. Poulsen, Keita ve Alves ayrılınca önemli değişiklikler olacak takımda. Özellikle Romaric orta sahanın ortasına parlamaya çok müsait bir isim. Keita gibi o da sol ayaklı, çok koşuyor, sert şutlar atıyor, Sevilla'nın parlatıp satacağı isimlerden olmasını bekliyorum.

Defanstaki sorunu göbekte Squillaci-Escude 2lisini kurarak çozmeyi planladıklarını düşünüyorum, birbirlerini tamamlayacak 2 Fransız isim Sevilla'nın en büyük problemini çözebilir. Sol bekteki sıkıntıyı da eski Barca'lı Avrupa Şampiyonu kadroda yer alan Navarro ile çözmüşler. Önceden de Lanus'tan Acosta ve Genoa'dan Konko gibi 2 gelecek vaad eden isim almışlardı. Bu sefer kulubede Ramos yok ama sonucun ne olacağını göreceğiz.

Isaac


Trabzon'la ilgili daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, Gökhan Ünal'dan sonra da 1 forvete daha ihtiyacı var bu takımın, mümkünse genç ve gelecek vaad eden bir isim olmasını önermiştim. Aklımdaki isimler daha önce gündeme gelen ve kaçırdığımız için 2 yıl sonra çok üzüleceğimiz Hırvat Ante Rukavina ya da Nikola Kalinic'di. Ancak Isaac de iyi bir seçim, uzun zamandır Süperlig'de oynamasına rağmen 21 yaşında halen Isaac ve bitiriciliği dışında çoğu özelliği üst seviyede, hareketlidir, hızlıdır, kanatta oynayabilir, hava toplarında iyidir ancak çoğu Afrikalı da olan teknik eksikliği onda da var, son vuruşlarda zayıf. Gençler'e transfer olduğu yaz Nijerya u20 takımıyla Messi'nin harikalar yarattığı turnuvada finale çıkan Nijerya takımında 10 numara olarak forvet arkası oynuyordu hatta.

Nijerya takımıyla Olimpiyatlar'a katıldıktan sonra Trabzon'da takıma katılacak.

Ronaldinho Milan'da


27 Mart'ta yazmışım gönlümden geçeni. Salı gecesi gerçek olmuş ve Ronaldinho artık Milan'lı. 4-3-3 oynamaya çok uygun bir takım oluyor artık Milan. Gattuso-Pirlo-Ambrosini, form yakalarsa Flamini'li orta saha. 2 hücumcu kanat oyuncusu olacak beklerde, stopere de bir takviye lazım gençleşme adına ayrıca Dida'nın yerine de Boruc'u yakıştırmışımdır hep Milan'a.

Mourinho-İnter haberlerinde hep yazmıştım, bu sene Serie A'ya heyecan geliyor diye kesinlikle güzel bir lig olacak. Oldum olası pek ısınamamışımdır bu lige, özellikle kötü sahalardan dolayı ancak Juventus skandalı sonrası Inter ve yarım Roma'nın çekiştiği lig tamamen heyecan kaybetmişti, şimdi yeniden 4 takımlı ciddi bir yarış olacak.

Milan'da hücum zenginliği önemli biçimde artacak, Kaka'nın yükü hafileyecek. Ronaldinho hem forvet arkası hem de kanatta oynayıp hücuma genişlik katabilen bir isim, Pato tam bir forvet değil ama elde İnzaghi de var. Arkasında Kaka-Ronaldinho ile İnzaghi çok fazla fırsat bulabilir.

Barca açısından değerini kaybetmiş, verecek çok fazla birşeyi olmayan bir ismi elden çıkarmış olmak mantıklı görünüyor, ancak ciddi riskler alıyor Barca. Guardiola'nın kredisi fazla Barcelona şehrinde ama en azından gelişim görmek isteyecekdir Katalanlar.

1998-2001: Gremio - 35 appearences, 14 goals
2001-2003: Psg - 72 appearences, 25 goals
2003-2008: Bracellona - 207 appearences, 91 goals (on 2 February 2008 he played the 200th game at the Camp Nou against Osasuna)
Club total: 314 appearences, 131 goals

Veni Vidi Vici


Vatanımıza geri döndük, baya hareketlenli geçmiş transfer piyasası ya da 15 günü 1 saatte okuyunca bana öyle geldi:)