2 Aralık 2008 Salı

UEFA Kupası Final Maçı Biletleri


TFF'den yapılan resmi açıklama.

"20 Mayıs 2009'da Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanacak UEFA Kupası Finali biletleri için talep toplama süresi 5 Aralık Cuma günü saat 12.00'de başlayacak ve 23 Ocak 2009 Cuma günü saat 12.00'de sona erecek. Bilet satın almak isteyen futbolseverler TFF'nin resmi internet sitesi www.tff.org sitesinde yayınlanacak başvuru formunu dolduracaklar. Türkiye Futbol Federasyonu başvuru yapan kişilere bir e-mail yollayarak bu e-mailin başvuru sahibi tarafından imzalanmasını ve belirtilen faks numarasına fakslanmasını isteyecek. Faks gönderim işlemiyle birlikte başvuru kesinleşecek. Başvuru sayısı ayrılan bilet sayısından fazla olduğu takdirde 29 Ocak 2009'da noter huzurunda kura çekilişiyle bilet almaya hak kazanan kişiler belirlenecek. Bilet ücretleri başvuru formunda belirtilen kredi kartı numarasından bu tarihten sonra çekilecek. Biletler 2 Şubat 2009'daki döviz kuru üzerinden fiyatlandırılacak. Her başvuru için 15 Euro hizmet ve gönderim bedeli alınacak. Bir kişi 2 biletten fazla alamayacak. 4 kategoriye ayrılmış biletlerden 1., 2. ve 3. bilet kategorilerinde Türk seyircilere yer ayrıldı. Ayrıca engelli bölümünde de yer ayrılmış olup yukarıda belirtilen siteden başvuru yapılabilecek. Biletler 15-24 Nisan 2009 tarihleri arasında kargo vasıtasıyla futbolseverlere gönderilecek.

Final'in bilet fiyatları şöyle:
Kategori 1: 130 Euro

Kategori 2: 100 Euro

Kategori 3: 75 Euro"

Saraçoğlu 2009


Finali Fenerbahçe-Galatasaray oynasın dilekleriyle:) Çok mu belli olur sonucu yoksa:)

Lukas Podolski

Fotoğraf anlamlı. Lukas Podolski deyince akla Bayern Münih değil Alman milli takımı geliyor, en azından benim için böyle. Almanya'nın bütün yıldızlarını toplama hastalığı olan Bayern'de bir türlü ilk 11e yerleşemedi Podolski. Toni-Klose ikilisi müthiş anlaşınca ona kulübede koltukları ısıtmak düştü. Sezon başında hamisi Klinsmann gelince beklentileri artsa da yine kulübeden kurtulamadı.

Lukas Podolski Ocak ayının üzerinde en çok spekülasyon dönecek isimlerinden. Everton ve Manchester City listenin ilk sırasındalar. Aston Villa'da Carew'in sakatlığından sonra forvet arıyor ve onlarla da adı geçmeye başladı. Ocak'ta yolcudur Podolski, adres belirsiz şimdilik.

Scudetto


İnter en çok eleştirilen takım ancak 6 puanlık farkla zirvede. Milan'a kaybetmeleri en büyük zaaflarıydı bu dönemde ancak deplasmanlarda attıkları gol sayısı (13), Milan (7) ve Juventus (7)
'un toplamından sadece 1 eksik. Deplasmanda topladıkları puanlarla hem Milan'a hem de Juventus'a üstünlük sağlamış durumdalar.

Kadro olarak da İnter'in en güçlü olduğunu söylemeye gerek yok, mutlak favori görünüyorlar. Ancak onların da zayıf noktalar var, Zlatan sakatlanırsa kriz anlarında kurtarıcı kim olacak göreceğiz.

Benim şampiyonluk için gönlüm Del Piero'lu Juventus'da. Efsane döktürüyor son yıllarında, devre arasında orta saha-hücum bağlantısını sağlayacak ( adres Diego) bir isim gelirse bu yolda iddiaları da önemli ölçüde artacaktır. Ankete katılım bekliyorum.

K.J. Hunter


Ya da Klaas Jan Huntelaar. Hollanda futbolunun yeni gol makinası. Romario, Ronaldo, Kluivert, Van Nistelrooy, Kezman'dan sonra Hollanda'da gol rekorlarını alt üst edip büyük takımlara yelken açan son isim oluyor. Ocak ayından itibaren Real Madrid'de. RVN'nin sezonu kapatmasından sonra Barca ile yarışabilmek için kesinlikle bir forvet ihtiyacı vardı Real Madrid'in, piyasadaki en iyi isimlerden birini aldılar. VDV, Sneijder, Robben ve Huntelaar ile Hollanda'lı bür hücum hattı oluşturabiliyorlar, Schuster de arasına bir de Raul'u ekleyip sahaya sürer.

Cristiano Ronaldo


Tartışmasız geçen sezonun en iyi ismi. Bir alttaki posttaki adamdı en yakın rakibi onu da neredeyse ikiye katladı. Geçen sezon 50 maç oynayıp 42 gol attıŞampiyonlar Ligi finalinde Chelsea'ye attığı 42. golü de en anlamlısı olmuştu. Müthiş bir form yakalamıştı, bir daha bu rakama ulaşan çıkarmı göreceğiz. Bu sezon Messi ve Ronaldo dışında başkası için çok uzak rakamlar. (Ibisevic sadece lig oynadığı için saymıyorum.) Oylama sonuçları şu şekilde;

2008 Ballon d'Or voting

1 Cristiano Ronaldo (Manchester Utd) 446 points
2 Lionel Messi (Barcelona) 281 pts
3 Fernando Torres (Liverpool) 179 pts
4 Iker Casillas (Real Madrid) 133 pts
5 Xavi Hernandez (Barcelona) 97 pts
6 Andriy Arshavin (Zenit St-Petersburg) 64 pts
7 David Villa (Valencia) 55 pts
8 Kaka (AC Milan) 31 pts
9 Zlatan Ibrahimovic (Inter Milan) 30 pts
10 Steven Gerrard (Liverpool) 28 pts
11 Marcos Senna (Villarreal) 16 pts
12 Emmanuel Adebayor (Arsenal) 12 pts
13 Wayne Rooney (Manchester United) 11 pts
14 Sergio Aguero (Atletico Madrid) 10 pts
15 Frank Lampard (Chelsea) 8 pts
16 Franck Ribery (Bayern Munich) 7 pts
17 Samuel Eto'o (Barcelona) 6 pts
18 Gianluigi Buffon (Juventus) 5 pts
19 Michael Ballack (Chelsea), Cesc Fabregas (Arsenal) 4 pts
21 Didier Drogba (Chelsea), Sergio Ramos (Real Madrid), Nemanja Vidic (Manchester United) 3 pts
24 Edwin van der Sar (Manchester United), Ruud van Nistelrooy (Real Madrid), 2 pts

1 Aralık 2008 Pazartesi

Messi


Aralık ayına girerken 15 gol 11 asiste ulaştı Messi. CR7 çıtayı yükseltmişti geçen sezon, yetişmesi lazım Arjantilinin.

Pembeli


Kötü başlamıştı Galatasaray, muhtemelen taraftarın protestosu moralleri bozmuştu. Sezonun formsuzları Meira ve Servet gol yedireceklerini maçın başında belli etmişlerdi, nitekim golde 2sinin de hatası vardı. Tozo'nun çok ucuz ilk sarı kartı, hatta faul bile yoktu, Hacettepe'yi erken eksik bırakınca kalan 1 saat rahat geçti Galatasaray için.

Sezonun belki de en kötü futbolunu oynuyordu o dakikaya kadar Galatasaray ancak 11e 11 kalsalar da kazanırlardı diye düşünmekteyim, çünkü Hacettepe fazla geri çekilmeye başlamıştı ve Hacettepe'nin en büyük problemi olan beceriksizlik 2.golü atmalarını engelliyordu.

Süleyman Abay'ın saçma kararları formsuz Baros'a yaradı. Önce Recep'in ikramı sonra 2.yarıda Karan ile beraber oynamaya başladığı dönemde rahatlaması, 10 ve sonra 9 kişi kalan Hacettepe'nin geniş alanda yakalanması "Pembe Panter Baros'a" yaradı. ( Kramponu beğenmedim bu arada, genelde Nike tasarımlarını beğenirim ama pembe hoşuma gitmedi.)

Süleyman Abay eminim çok iyi bir insandır, bu kararları da hatalı olarak vermiştir. Kasıtlı yaptığına inanmıyorum. Ancak zenci ile beyaz oyuncuyu ayırt edemeyen ve bu kadar yanlış yorum yapan bir hakemin ligin adilliği açısından bundan sonra maç yönetmeyi bırakması en doğrusu olacaktır. Bu arada Lambuja Alper Öcal'ın hakemlik konusundaki yazısını da herkese tavsiye ederim.